Almanya




GENEL BİLGİLER

Çalışma hayatından sorumlu Bakanlık(lar)/Kurum(lar)

Çalışma hayatından sorumlu Bakanlık:

Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı (Bundesministerium für Arbeit und Soziales-http://www.bmas.de/DE/Startseite/start.html)

Kurum: Federal İş Ajansı (Bundesagentur für Arbeit-https://www.arbeitsagentur.de)

Çalışma hayatını düzenleyen temel yasal metinler

1475 sayılı İş Kanunumuzda düzenlenen konular, Alman iş hukukunda aynı, diğer bir deyişle tek bir yasayla düzenlenmemiştir; ayrıca Alman hukukunda bu anlamda bir İş Kanunu’da bulunmamaktadır. İş hukuku büyük oranda hukuk içtihatlarına göre düzenlenmektedir.

Aşağıda çalışma hayatını düzenleyen ayrı yasal düzenlemeler belirtilmektedir:

Alman Medeni Kanununun (Bürgerliches Gesetzbuch – BGB) “Hukuki Muamele” (Rechtsgeschäfte) başlıklı 3’üncü Kısmının “Akit” (Vertrag) başlıklı 3’üncü Bölümünde yer alan 145-151’inci maddeleri, akitlerle ilgili genel hükümler getirmekte; “Münferit Borç İlişkileri” (Einzelne Schuldverhältnisse) matlabını taşıyan 7’nci Kısmının “Hizmet Akdi” (Dienstvertrag) başlıklı 6’ncı Bölümünde yer alan 611-630’uncu maddeleri ise, “hizmet akdinden doğan borç ilişkilerini genel olarak düzenlemektedir (Bürgerliches Gesetzbuch- https://www.gesetze-im-internet.de/bgb/)

Hizmet akdinden doğan borç ilişkileri, ayrıca, Alman iş hukukunda;

  • Çalışma Süreleri Kanunu (Arbeitszeitgesetz – ArbZG- https://www.gesetze-im-internet.de/arbzg/),
  • İşletme Temel Kanunu (Betriebsverfassungsgesetz – BetrVG- https://www.gesetze-im-internet.de/betrvg/),
  • Evde Yapılan İşler Kanunu (Heimarbeitsgesetz –HAG- https://www.gesetze-im-internet.de/hag/),
  • Çalışanları Hizmet Akdinin Feshinden Koruma Kanunu (Kündigungsschutzgesetz – KSchG- https://www.gesetze-im-internet.de/kschg/BJNR004990951.html),
  • Anneyi Koruma Kanunu (Mutterschutzgesetz – MuSchG- https://www.gesetze-im-internet.de/muschg_2018/index.html),
  • Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (Tarifvertragsgesetz – TVG- https://www.gesetze-im-internet.de/tvg/),
  • Federal Yıllık Ücretli İzin kanunu (Bundesurlaubsgesetz – BurlG- https://www.gesetze-im-internet.de/burlg/),
  • Ödünç İşçi Verilmesine İlşkin Kanun (Arbeitnehmerüberlassungsgesetz – AÜG- https://www.gesetze-im-internet.de/a_g/)

ile özel olarak düzenlenmiştir.

İşletme Sözleşmesi

İşveren ile işletme çalışanlarını temsilen işçi temsilciliği arasında bağıtlanan ve “işletme sözleşmesi” (Betriebsvereinbarung) olarak adlandırılan özel hukuk iş sözleşmesi niteliğinde bir akit türü mevcuttur.

İş Güvencesi

Alman iş hukukunda, “işçi” (Arbeiter) ve “müstahdem” (Angestellte) statüsünde çalışanları “Çalışanları Hizmet Akdinin Feshinden Koruma Yasası” ( Kündigungsschutzgesetz – KSchG- https://www.gesetze-im-internet.de/kschg/BJNR004990951.html) ile düzenlenmiştir.

Ayrıca, “Anneyi Koruma Yasası” (Mutterschautgesetz-MuSchG- https://www.gesetze-im-internet.de/muschg_2018/index.html), kadınları, hizmet akitlerinin hamilelik döneminde ve doğumdan sonra belirli bir süre içinde feshine karşı, özel güvenceler öngörmektedir.

Diğer taraftan, “Ağır Özürlüler Yasası” (Schwerbehindertengesetz-SchwbG- https://behinderung.org/gesetze/schwbg.htm) da, özürlü çalışanlara iş güvencesi sağlamaktadır (m.12-19).

“Alman Medeni Kanunu”nun (Bürgerliches Gesetzbuch) 611a maddesi ise, işverenin, çalışanın hizmet akdini cinsiyetinden kaynaklanan nedenlerle feshedemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Alman Kollektif İş Hukuku

Alman Kollektif İş Hukukunun Temel Düzenlemeleri

Almanya’da, sendikaların kuruluş esaslarını,

organlarını, sendika üyeliğini, sendikaların üst kuruluşlara ve uluslararası kuruluşlara üyeliğini, sendikaların faaliyetlerini, gelir ve giderlerini, denetimini, sendikaların kurulabilecekleri işkollarını “yasal düzenleme” bulunmamaktadır.

Alman kollektif iş hukukundaki başlıca düzenlemeler; 25.08.1969 tarihli “Toplu İş Sözleşmesi Kanunu” (Tarifvertragsgesetz-TVG- https://www.gesetze-im-internet.de/tvg/) ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin Tüzüktür (Verordnung zur Durchführung des Tarifvertragsgesetzes-DVOTVG).

 

İş ilişkisinin kurulma biçimi

Almanya’da işveren-işçi arasındaki iş ilişkisi, iş/hizmet akdine (Dienstvertrag) dayanılarak yapılmaktadır.

Alman Medeni Kanununun (Bürgerliches Gesetzbuch – BGB) “Hukuki Muamele” (Rechtsgeschäfte) başlıklı 3’üncü Kısmının “Akit” (Vertrag) başlıklı 3’üncü Bölümünde yer alan 145-151’inci maddeleri, akitlerle ilgili genel hükümler getirmekte; “Münferit Borç İlişkileri” (Einzelne Schuldverhältnisse) matlabını taşıyan 7’nci Kısmının “Hizmet Akdi” (Dienstvertrag) başlıklı 6’ncı Bölümünde yer alan 611-630’uncu maddeleri ise, “hizmet akdinden doğan borç ilişkilerini genel olarak düzenlemektedir.

İş ilişkisinden (Arbeitsverhältnis) ve hizmet akdinden (Arbeitsvertrag, Dienstvertrag) doğan borçlar konusunda, öncelikle Alman iş hukuku düzenlemeleri hükümleri uygulanmakta; bu maddelerde hüküm bulunmaması halinde, Alman Medeni Kanununun yukarıda değinilen hükümlerine başvurulmaktadır.

Ayrıca, Alman Ticaret Kanunu (Handelsgesetzbuch – HGB) da, 59’uncu ve izleyen maddeleriyle, ticari işletmelerde çalıştırılan ticari personelin (kaufmännische Angestellte-Handlungsgehilfen) hizmet akitleri konusunda özel hükümler getirmektedir.

Diğer taraftan, 91/533 sayılı Konsey tüzüğüne (Rechtsverordnung – EG) göre çıkarılmış olan “İş İlişkisinin Önemli Koşullarının Belgelenmesi Kanunu’nun” (Nachweisgesetz – NachwG) 2’nci maddesi, işvereni, iş ilişkisinin başladığı tarihi izleyen 1 ay içinde, iş sözleşmesinin temel koşullarını (iş ilişkisinin başlangıç tarihini, süreli hizmet akitlerinde akdin süresini, işin mahiyetini, ücreti ve ücrete bağlı diğer ödemeleri, işin süresini, yıllık ücretli izin süresini, feshi ihbar önellerini...) işverene yazılı olarak bildirme yükümlülüğü getirmektedir.

Alman iş hukukunda, hizmet akdi, kural olarak yazılı şekle tabi değildir.

Günlük/haftalık çalışma süreleri

Çalışma Süreleri Yasası”nın (Arbeitszeitgesetz-ArbZG-) “Çalışanların Çalışma Süresi” (Arbeitszeit der Arbeitnehmer) başlıklı 3’üncü maddesinin 1’inci cümlesi, işgücü çalışma süresinin 8 saati geçemeyeceğini öngörmekte; 2’nci cümlesi ise, son 6 takvim ayı veya 24 hafta içinde ortalama günlük çalışma süresinin 8 saati aşmaması halinde, işgücü çalışma süresinin 10 saate kadar uzatılabileceği hükmünü getirmektedir (https://www.gesetze-im-internet.de/arbzg/BJNR117100994.html.)

Bu düzenlemeye göre, bir işveren, işçisini bir iş gününde en fazla 10 saat çalıştırabilmektedir.

Fazla çalışma karşılığı ödenecek ücret, hizmet akidleri, işletme sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleriyle belirlenmektedir.

Çalışma Süreleri Yasasının (ArbZG) „Olağan Üstü Haller“ (Aussergewöhnliche Fälle) başlıklı 14’üncü maddesi, zorunlu veya olağanüstü hallerde, Yasanın çalışma sürelerini sınırlayan 3’üncü maddesi hükmünün uygulanmayacağını öngörmektedir.

Çalışma Süreleri Yasasının (ArbZG) „Pazar ve Genel Tatil Dinlencesi“ (Sonn- und Feiertagsruhe) başlığını taşıyan 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası, işçi ve müstahdemlerin, pazar ve genel tatil günlerinde 0-24 saatleri arasında çalıştırılamayacakları kuralını getirmekte; „Pazar ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma“ (Sonn- und Feiertagsbeschäftigung) başlıklı 10’uncu maddesi ise, 9’uncu maddede öngörülen kurala istisna getirerek, mesai günleri çalışılarak yapılamaması halinde, pazar ve genel tatil günlerinde işçi çalıştırılabilecek işleri tadat etmektedir.

Söz konusu Kanunun „Pazar ve Genel Tatil Günleri Çalışanların Tatilleri“ (Ausgleich für Sonn- und Feiertagsbeschäftigung) başlığını taşıyan 11’inci maddesinin 1’inci fıkrası pazar ve genel tatil günleri çalışanlara, yılda en az 15 pazar günü izin verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

Anılan maddenin 3’üncü fıkrası, pazar günü çalıştırılan işçilere, çalıştıkları günü izleyen 2 hafta içinde 1 gün izin verilmesi, genel tatil gününe rastlayan bir işgünü çalıştırılan işçilere ise, çalıştıkları günü izleyen 8 hafta içinde 1 gün izin verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

Yıllık ücretli izin süreleri

Alman iş hukukunda, çalışanların yıllık ücretli izin

hakları, „Federal İzin Kanunu“ (Bundesurlaubsgesetz) ile düzenlenmiştir https://www.gesetze-im-internet.de/burlg/.

Anılan Kanun;

  • 1’inci maddesi, çalışanın, her takvim yılında ücretli izin hakkı olduğunu hüküm altına almakta;
  • 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrası yıllık iznin asgari süresini “24 işgünü“ olarak belirlemekte; 2’nci fıkrası, haftanın pazar ve kanunun genel tatil saydığı günler dışındaki günlerini „işgünü“ olarak tanımlamakta;
  • 4’üncü maddesi ise, „tam izne“ hak kazanabilmek için gerekli bekleme süresini 6 ay olarak tespit etmektedir.

Söz konusu Kanunun „kısmi izin“ (Teilurlaub) başlıklı 5’inci maddesi ise, çalışanın, mevcut iş ilişkisinin her bir ayı için yıllık izin hakkı süresinin 1/12’si oranında ücretli izne hak kazanabilme koşullarını belirlemektedir.

Federal İzin Kanununun „İzin Ücreti“ (Urlaubsgeld) başlıklı 11’inci maddesinin 1’inci fıkrası, „izin ücreti“nin işçinin izninin başladığı tarihten önceki son 13 hafta içinde aldığı fazla mesai dışındaki ücretin ortalamasına göre tespit edileceğini; 2’nci fıkrası ise, izin ücretinin, işçiye izne çıkmadan önce verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

Asgari ücret uygulaması

Almanya’da 01.01.2015 tarihi itibariyle genel anlamda asgari ücret uygulamasına başlanmıştır.

Asgari Ücret Kanunu’na göre https://www.gesetze-im-internet.de/milog/ 2 yılda bir artırılan 2017 yılında 8,84 Avro olarak belirlenen asgari ücret, 2018 yılında da değişmeden 8,84 Avro olarak kalmıştır.

Anılan Kanun’a göre Federal Hükümet tarafından 5 yılda bir görevlendirilen ve 9 kişiden oluşan Asgari Ücret Komisyonu her 2 yılda bir olmak üzere asgari ücreti belirlemektedir

Asgari ücret hakkında tüm bilgiler Asgari Ücret Komisyonu’nun internet sayfasından görülebilmektedir.

https://www.mindestlohn-kommission.de/DE/Home/home_node.html

Kıdem tazminatı uygulaması

Alman mevzuatında, hizmet akdi işverenince veya kendisi tarafından feshedilen veya vefatıyla son bulan işci veya vefatı halinde hak sahibi mirasçılarına, “kıdem tazminatı“ ödeneceğini hükme bağlayan bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer bir ifadeyle, Alman iş hukukunda, iş hukukumuzdaki “kıdem tazminatı“ anlamında bir “tazminat “ öngörülmemiştir.

Öte yandan, bir yasal hüküm bulunmamakla birlikte İş Mahkemesi, işverenin fesih bildirimini hükümsüz sayması ve çalışandan işine devam etmesinin istenemeyeceğinin (çalışanın işvereni ve çalışma arkadaşlarıyla olan ilişkilerinin sürdürülemeyecek ölçüde bozulması vs.) sabit olması halinde, çalışanın talebi üzerine işvereni hizmet akdinin feshine karşılık çalışana tazminat (Abfindung) ödemekle yükümlü kılabilmektedir. Bu gibi hallerde firmanın ekonomik durumu ve çalışanın şahsi durumu dikkate alınmaktadır. Tazminat miktarına ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır. Yargı içtihatı doğrultusunda işverenler, işçilerine çalışılan her yıl için yarım aylıkdan 1 aylık net ücrete kadar tazminat ödemekle yükümlü kılınmaktadır. Çalışanın işpiyasasında yeniden iş bulma şansı tazminat miktarının belirlenmesinde önemli bir faktördür. Tazminat miktarında 6 aydan fazla 1 yıldan az çalışılan süreler bir yıl çalışılmış gibi sayılmaktadır.

Söz konusu işten çıkarma tazminatının ödenmesi halinde işsizlik sigortasından da aynı anda yararlanmak mümkün olup, tazminat miktarı işsizlik sigortasından yapılan ödemelere mahsup edilmemektedir.

Diğer taraftan, İş Güvencesi Yasası (Kündigungschutzgesetz), 10 kişinin altında çalışılan iş yerlerini kapsamadığından, buralarda iş akdinin feshinde işverenin herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

İş güvencesi

Alman iş hukukunda, “işçi” (Arbeiter) ve “müstahdem” (Angestellte) statüsünde çalışanların iş güvencesi, “Çalışanları Hizmet Akdinin Feshinden Koruma Yasası” ( Kündigungsschutzgesetz – KSchG) ile düzenlenmiştir (https://www.gesetze-im-internet.de/kschg/BJNR004990951.html).

Söz konusu Yasa, kural olarak, tüm kamu kesimi ve özel kesim işyerlerinde uygulanmakta (m.23); bu Yasayla getirilen iş güvencesinden yararlanabilmek için, “hizmet aktinin kesintisiz olarak 6 aydan fazla devam etmiş olması” koşulu aranmaktadır.

Yasa, hizmet akdinin işveren tarafından bildirimli olarak feshinde, “işverenin fesih bildirimi”nin hukuki sonuç doğurabilmesi için, “işverenin bu bildiriminde sosyal açıdan haklı olması” koşulunu aramakta; işvereni çalışanın hizmet akdini;

  1. çalışanın şahsından (sağlık durumunun elvermemesi)
  2. veya çalışanın davranışından (hizmet akdini ihlal etmesi)
  3. ya da işletmeden (işverenin ekonomik nedenlerle işçi çıkarmak zorunda olması)

doğan nedenlerle feshetmesi halinde “sosyal açıdan haklı” kabul etmektedir (m.1).

Yasa, İşletmeden kaynaklanan nedenlerle işçi çıkarmak zorunda kalan işverene, hizmet akidlerini feshedeceği çalışanlarını (işçi ve müstahdemlerini) ve bunların öncelik sırasını belirlerken, çalışanlarının kıdemini, yaşını ve geçindirmekle yükümlü olduğu aile fertlerinin sayısını dikkate alma yükümlülüğü getirmektedir (m 1.3).

Yasaya göre, hizmet akdinin feshinde işverenin sosyal açıdan haklı olmadığını iddia eden çalışan, fesih bildirimini tebellüğ ettiği tarihi izleyen 3 hafta içinde, fesih bildiriminin hükümsüzlüğünün tespiti talebiyle, yetkili İş Mahkemesine başvurma hakkına sahiptir (m.4).

Davanın kabul görmesi halinde, işverenin “fesih bildirimi” hükmünü kaybetmekte, dolayısıyla çalışan işine devam edebilmekte; aksi halde, hizmet akdi sona ermektedir.

Bu Yasa, kural olarak, hizmet akdinin bildirimli olarak feshedilmesi halini kapsamakta, bildirimsiz fesihleri kapsamamakta; ancak, hizmet akdi bildirimsiz feshedilen çalışanlara da, fesih bildiriminin iptali istemiyle, yukarıda özetlenen maddeler hükümlerine göre, yargı yoluna başvurma hakkı tanımaktadır (m. 13).

Bu Yasaya ve İşletme Teşkilat Kanununa (Betriebsverfassungsgesetz/BetrVG- https://www.gesetze-im-internet.de/betrvg/) göre, işveren işçi çıkarırken, işletmedeki “işçi temsilcisi”nin (Betriebsrat) görüşünü almak zorundadır. Yasa, “işçi temsilcisi”nin görüşü alınmadan yapılan fesih bildirimleriyle “işçi temsilcisi”nin onaylamadığı fesih bildirimlerini hükümsüz saymaktadır (KSchG m.1, BetrVG m. 102).

Bu iki Yasa, işçi temsilcileri için, hizmet akitlerinin feshine karşı özel güvenceler getirmektedir (KSchG m. 15, BetrVG m.103) (Ek-5).

Ayrıca, “Anneyi Koruma Yasası” (Mutterschautgesetz-MuSchG), kadınları, hizmet akitlerinin hamilelik döneminde ve doğumdan sonra belirli bir süre içinde feshine karşı, özel güvenceler öngörmektedir (m.9-https://www.gesetze-im-internet.de/muschg_2018/index.html).

Diğer taraftan, “Ağır Özürlüler Yasası” (Schwerbehindertengesetz-SchwbG) da, özürlü çalışanlara iş güvencesi sağlamaktadır (m.12-19) (https://behinderung.org/gesetze/schwbg.htm).

“Alman Medeni Kanunu”nun (Bürgerliches Gesetzbuch) 611a maddesi ise, işverenin, çalışanın hizmet akdini cinsiyetinden kaynaklanan nedenlerle feshedemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Çalışma hayatının denetimi

Alman iş hukuku düzenlemelerinin amir hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği, Federal Devlet veya çoğunlukla Eyaletler tarafından, söz konusu düzenlemelerde öngörülen „denetim organları“ eliyle denetlenmektedir (Çalışma Süreleri Kanunu –Arbeitszeitgesetz, m.17 https://www.gesetze-im-internet.de/arbzg/BJNR117100994.html; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu-Arbeitsschutzgesetz, m.21- https://www.gesetze-im-internet.de/arbschg ).

Sendikal örgütlenme

Almanya’da, sendikalar “endüstri birliği ilkesi”ne (Industrieverbandsprinzip) göre kurulmuştur. Bu ilke, belirli bir işkolunda (üretim alanında) (örneğin, “madencilik”) veya birden fazla işkolunda (örneğin, “kağıt”, “kimya”, “seramik”) çalışan tüm işçi ve müstahdemlerin “tek sendika” tarafından temsil edilmesini öngörmektedir. Bu ilkeye göre, dolayısıyla, belirli bir “işletme” çalışanları da “tek sendika” tarafından temsil edilmektedir.

Bu örgütlenme biçiminin sonucu olarak, belirli bir işkolunda kurulu işletmelerde çalışanları, o işkolunda faaliyet gösteren sendika temsil etmekte; toplu pazarlık ve iş sözleşmesi akdetme yetkisi o sendikaya ait olmakta; belirli bir işkolunda birden fazla sendika bulunmadığı için yetki uyuşmazlığı doğmamaktadır. Belirli bir işletmenin hangi işkoluna dahil olduğu konusunda doğan uyuşmazlıklar yargı merciince (yetkili İş Mahkemesince) çözüme bağlanmaktadır.

Sendikalar, tüzüklerini, “teamül hukuku”, “içtihat”, “genel hukuk ilkeleri” ve “yasal düzenlemeler” çerçevesinde, diledikleri gibi hazırlayabilmektedirler. Sendikalar, bu konuda, idari mercilerin denetimine tabi değildirler.

“Üyelik”, “sendika yöneticiliği”, “sendika aidatı”, “sendika gelirlerinin kullanılması”..gibi konular sendikaların iç işi sayılmakta; bu konulara sendika tüzüklerinde yer verilmektedir.

“Grev hakkı”nın kullanılması ile ilgili, örneğin “grev oylaması”, “grev uygulaması için gerekli nisap”, “grev uygulaması”, ”hukuki sonuçları”, “grev uygulamasının sona erdirilmesi”, “toplu iş sözleşmesinin kabulü”.. gibi konular da sendika tüzüklerinde düzenlenmektedir.

Sendikalar, çatı kuruluşları kurma, mevcut çatı kuruluşlarına katılma, uluslararası kuruluşlara üye olma haklarını serbestçe, idari mercilerin denetimine tabi olmaksızın kullanabilmektedirler.

Sendikal hakların kullanılması ile ilgili uyuşmazlıklar, yargı merciince (yetkili İş Mahkemesince) çözüme bağlanmaktadır.

Alman Toplu İş Sözleşmesi Yasasında, “menfaat” ve “hak uyuşmazlıkları”nın çözüme bağlanması konusunda hüküm bulunmaması nedeniyle, gerek yeni sözleşme bağıtlanması ve gerekse yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmeleri hükümlerinin yorumlanmasıyla ilgili uyuşmazlıkların çözüme bağlanma şekli konusunda, toplu iş sözleşmelerine hüküm konulmaktadır.

Alman Kollektif İş Hukukunda Sendikalar (Gewerkschaften), İşveren Birlikleri (Arbeitgeberverbände) ve Münferit İşverenlerin (einzelne Arbeitgeber) Toplu Pazarlık ve Toplu Sözleşme Bağıtlama Yetkisi

Toplu İş Sözleşmesi Kanununun (TVG - https://www.gesetze-im-internet.de/tvg/) 2’nci maddesinin 1’inci fıkrası, toplu iş sözleşmesi bağıtlama yetkisini, işçi kuruluşları olarak münferit sendikalara, işveren kuruluşları olarak ise işveren birliklerine ve münferit işverenlere tanımıştır.

Anılan maddenin;

  • 2’nci fıkrası, işçi ve işveren üst kuruluşlarının (Spitzenorganisationen), yetkili kılınmaları halinde, üyeleri adına toplu iş sözleşmesi aktedebileceklerini;
  • 3’üncü fıkrası ise, işçi ve işveren üst kuruluşlarının, tüzüklerinde görevleri arasında sayılmış olması halinde, toplu iş sözleşmelerine taraf olabileceklerini

hükme bağlamaktadır.

Ayrıca, işveren kuruluşları olarak, Zanaatkarlar Kanununun (Gesetz zur Ordnung des Handwerks-HandwO - https://www.gesetze-im-internet.de/hwo/) 54’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının 1’inci bendi Zanaat Odalarına (Handwerksinnug), 82’nci maddesinin 3’üncü bendi Eyalet Zanaat Odaları Birliklerine (Landesinnugsverbände) toplu sözleşmelerde taraf olma yetkisi vermekte; aynı yetki, anılan Kanunun 85’inci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca, Federal Zanaat Odaları Birliğine (Bundesinnugsverband) de tanınmaktadır.

Yukarıda değinildiği üzere, belirli bir işkolunda birden fazla sendika bulunmadığı için sendikalar arasında yetki uyuşmazlığı doğmamakta; belirli bir işletmenin (işyerinin) dahil olduğu işkolunda çıkan uyuşmazlıklar yargı merciince (yetkili İş Mahkemesince) çözüme bağlanmaktadır.

Uyuşmazlıkların Çözümü

Yukarıda değinildiği üzere, bağıtlanmak istenen “toplu iş sözleşmesi”nin uygulanacağı işyerlerinin kurulu olduğu “işkolu”nda birden fazla “işçi kuruluşu” olmadığı, diğer bir deyişle toplu pazarlık ve sözleşmede taraf olabilecek tek “işçi kuruluşu” olduğu için, Türk hukukundaki anlamda “yetki uyuşmazlığı” doğmamakta; belirli bir işletmenin (işyerinin) dahil olduğu “işkolu”nu belirlerken çıkabilecek uyuşmazlıklar ise yargı merciince (yetkili İş Mahkemesince) çözüme bağlanmakta; yargı mercilerinin bu konudaki kararları “yargı içtihadı”nı oluşturmaktadır.

ÇALIŞMA VE İKAMET İZİNLERİ

Çalışma ve ikamet izinlerinden sorumlu Bakanlık(lar)/Kurum(lar)

Almanya’da iş/çalışma hukuku Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı’nın (http://www.bmas.de/DE/Startseite/start.html),

Yabancıların ikamet hukuku ise Federal İçişleri Bakanlığı’nın (https://www.bmi.bund.de/DE/startseite/startseite-node.html)yetki alanına girmektedir.

Ülkede uygulanan göç rejimi

1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe giren “Göçün Yönlendirilmesi ve Sınırlandırması ve Avrupa Birliği Vatandaşlarını ve Yabancıların İkametlerinin ve Entegrasyonunun Düzenlenmesine İlişkin Kanun (https://www.gesetze-im-internet.de/aufenthg_2004/

- Göç Yasası”nın – “İkamet Kanun”nun amacı 1’inci maddenin 1’inci fikrasında, “yabancıların Almanya Federal Cumhuriyeti’ne gelişlerinin yönlendirilmesi ve sınırlandırılması, Almanya’ya yönelik göçün, ülkenin taşıma ve entegrasyon kapasitesi ile ekonomik ve istihdam politikasına ilişkin çıkarlarının gözetilmesi kaydıyla mümkün kılınması ve düzenlenmesi, aynı zamanda Almanya Federal Cumhuriyeti’nin bu bağlamdaki insani mükellefiyetlerinin yerine getirilmesinin temini” olarak ifade bulmuştur. Kanun, “yabancıların ülkeye giriş, ikamet, çalışma ve topluma uyumlarına ilişkin” düzenlemeler getirmektedir. Almanya’da yabancıların ikamet hukuku ile çalışma hukuku Avrupa Birliği’nin bu doğrultudaki tavsiyesine uygun olarak birleştirilerek ilk kez aynı kanunda düzenlenmiştir.

Kanun’un 4’üncü maddesinin 1’inci ve 5’inci fıkralarında Türk vatandaşlarının AB-Türkiye Ortaklık Hukuku düzenlemelerinden doğan çalışma ve buna bağlı olarak da ikamet hakları tanınmakta, hak sahibi Türk uyrukluya bu hakkını yetkili mercice düzenlenecek bir ikamet müsaadesi ile teyit ettirme yükümlülüğü getirilmiştir. Kanun’a göre, yetkili mercice düzenlenen “ikamet müsaadesi”, çalışma ve ikamet hakkı önceden Türkiye-AB ortaklık hukukuna göre doğduğu için hak doğurucu nitelikte bir müsaade sayılmamakta, bir anlamda “hakkın tescili” hükmünde değerlendirilmektedir.

Kanun, Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşları için gerekli ikamet izni alma zorunluluğunu kaldırmıştır. AB vatandaşları, sadece bulundukları bölgede ikamet bildiriminde bulunmak zorundadırlar.

Çalışma ve ikamet izinleri

İkamet Müsaadesi Türleri

İkamet Kanunu’nun 1’inci Bölümünü oluşturan „İkamet Kanunu“nun (Aufenthaltsgesetz) „İkamet Müsaadesi Sahibi Olma Gereği“ (Erfordernis eines Auenthaltstitels) başlıklı 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası, yabancıların Almanya’ya giriş ve Almanya’da ikametlerini, Kanun Hükmünde Kararname (Rechtsverordnung) veya Avrupa Birliği hukukunda (Gemeinschaftsrecht) farklı bir hüküm bulunmadıkça, ya da ortaklık hukuku düzenlemelerine (assoziationsrechtliche Bestimmungen) göre (Burada Türkiye-Avrupa Ortaklık hukuku anılmakta ve bu Yasa’nın içinde yeniden yer almaktadır.) „ikamet hakkı“ (Aufenthaltsrecht) doğmadığı takdirde, „ikamet müsaadesi“ (Aufenthaltstitel) sahibi olmaları koşuluna bağlamakta „ikamet müsaadesi“nin, “vize” (Visum), “oturma izni”(Aufenthalterlaubnis), Avrupa Birliği Mavi Kart (Blaue KarteEU), yerleşme izni (Niederlassungserlaubnis) veya Avrupa Birliği sürekli ikamet izni (Erlaubnis zum Daueraufenthalt EU) türünde verileceği hüküm altına almıştır.

Anılan maddenin 2’nci fıkrası, Yabancılar, bir işte ancak, buna cevaz veren bir ikamet iznine sahip olmaları kaydıyla çalışabilirler. Yabancılar buna cevaz veren bir ikamet iznine sahip olmaları halinde, ancak bir işte istihdam edilebilir ya da diğer taraftan ücret karşılığı hizmet akdi veya istisna akdi ile çalıştırılabilirler ” hükmünü taşımakta, 4’üncü fıkrası, Federal Devlet bayrağını taşıma hakkını haiz gemilerin yabancı uyruklu mürettebatına da “ikamet müsaadesi” sahibi olma koşulunu getirmektedir.

Aynı maddenin 5’inci fıkrasında ise, “Avrupa Birliği ile olan Ortaklık Hukuku düzenlemelerine göre Almanya’da ikamet hakkı kazanmış olan bir yabancı uyruklu (Türk vatandaşları) bu hakkın mevcudiyetini bir ikamet müsaadesi düzenlettirerek teyit ettirmekle yükümlüdür” hükmünü haizdir. Burada Türkiye ile Avrupa Birliği arasında geçerliğini koruyan Ortaklık Konseyi Kararları (OKK) dikkate alınmaktadır.

İkamet Müsaadesi Verilmesinin Genel Koşulları

İkamet Müsaadesi Verilmesinin Genel Koşulları (Allgemeine Erteilungsvoraussetzungen) başlığını taşıyan 5’inci maddenin 1’inci fıkrası, “geçimin sağlanmış olması, kimliğin ve yabancının bir başka ülkeye geri dönüş hakkının bulunmaması halinde, tabiiyetin açıklığa kavuşturulmuş olması, bir sınırdışı edilme nedeninin mevcut olmaması, ikamet izni verilmesine ilişkin bir talep hakkının mevcut olmaması halinde yabancının ikametinin, sair bir nedenden ötürü Almanya Federal Cumhuriyeti’nin çıkarlarına halel getirmemesi veya bu çıkarları tehlikeye düşürmemesi, 3’üncü maddede öngörülen pasaport yükümlülüğü şartlarının yerine getirilmesi gerekir.” hükmünü getirmekte; 2’nci fıkrası, “oturma izni” , “yerleşme hakkı” veya “Avrupa Birliği sürekli ikamet izni” verilmesini, ayrıca, yabancının Almanya’ya gerekli “vize” ile girmiş olması ve bu ikamet müsaadesi türlerinden birinin verilebilmesi için gerekli bilgileri „vize talep formunda” beyan etmiş olması koşuluna bağlamaktadır.

Vize, Oturma İzni ve Yerleşme İzni

Vize

Vize başlığını taşıyan 6’ncı maddenin 1’inci fıkrası, bir yabancıya, AB’nin 810/2009 sayılı Direktifi hükümleri çerçevesinde, Schengen ülkelerinin hükümranlık alanından transit geçişler için Schengen Vizesi veya bu alana ilk giriş tarihinden itibaren 6 aylık bir süre içersinde planlanmış 3 aya kadarki ikametler için (kısa süreli ikametler) Schengen Vizesi ve Havaalanının uluslararası transit alanlarından transit geçişler için bir havaalanı transit vizesi verilebilmesini öngörmekte; 2’nci fıkrası AB’nin 810/2009 sayılı Direktifi çerçevesinde verilmiş Schengen Vizesi, özel hallerde ülkeye ülkeye giriş tarihinden itibaren 6 aylık bir süre içerisinde toplam 3 aylık ikamet süresine kadar uzatılabileceğini, Schengen Vizesi, AB’nin 810/2009 sayılı Direktifinin 33’üncü maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmesi kaydıyla, Federal Almanya Cumhuriyetinin siyasi menfaatlerinin korunması amacıyla veya devletler hukukundan kaynaklanan nedenlerle ulusal vize olarak 6 aylık süre içerisinde 3 ay daha uzatılabileceğini öngörmekte; 3’üncü fıkrası ise, daha uzun süreli ikametler için ülkeye girmeden önce verilen Almanya Vizesi (Ulusal Vize) alınması gerektiğini, ulusal vize, oturma izni, AB Mavi Kart, yerleşme izni, Avrupa Birliği sürekli ikamet izni hükümlerine göre verilmesini, ulusal vizeye bağlı yasal ikametin süresi, oturma izni, AB Mavi Kart, yerleşme izni veya Avrupa Birliği sürekli ikamet izni sahipliği süresinden sayıldığını hükme bağlamaktadır.

Oturma İzni

Oturma izni (Aufenthaltserlaubnis) başlıklı 7’nci madde, oturma iznini „süreyle sınırlı bir izin“ olarak tanımlamakta ve kural olarak „eğitim“ veya „çalışma“ amacıyla verilmesini öngörmektedir. Ayrıca, istisnai olarak makul bir gerekçeyle başka bir amaçla da verilebileceği hükmünü getirmekte, iznin süresinin verilmesindeki amaca göre belirlenmesini emretmekte ve iznin verilmesi, süresinin uzatılması veya süresinin belirlenmesinde esas alınan koşulların ortadan kalkması halinde sürenin sonradan da kısaltılabilmesine cevaz vermektedir.

Yerleşme İzni

Kanun’un, “Yerleşme İzni” (Niederlassungserlaubnis) başlığı altında yer alan 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası, „yerleşme iznini“ „süresiz bir müsaade“ olarak tanımlamakta; bu müsaadenin 47’nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, çalışma hakkı tanıdığı hükmünü getirmekte olan 2’nci fıkrası, 5 yıldan beri oturma izni sahibi olması, geçimini güvence altına almış olması, yasal Emeklilik Sigortası’na en az 60 ay zorunlu veya isteğe bağlı sigorta primi ödemiş olması veya benzeri yardımlara hak kazanmak üzere bir sigorta veya sosyal bakım kuruluşuna ya da bir sigorta şirketine ödeme yapmış olduğunu kanıtlaması, kamu güvenliğine ve düzenine karşı ihlalin büyüklüğü veya tarzı veya yabancıdan kaynaklanan tehlike veya bugüne kadar Almanya’daki ikamet süresi veya yabancının Federal Almanya’ya olan bağları dikkate alındığında kamu güvenliği ve düzeninden kaynaklanan nedenlerin karşı çıkmaması, bağımlı çalışan olarak çalışmasına izin verilmiş olması, çalışabilmesine ilişkin gerekli diğer izinlere sahip olması, yeterince Almanca bilgisine sahip olması, F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması, kendisi ve birlikte yaşadığı aile fertleri için yeterli büyüklükte bir konutu olması hallerinde yerleşme izni verilmesini öngörmektedir.

1’inci cümlenin 7’inci ve 8’inci bentlerinde belirtilen “yeterince Almanca bilgisine sahip olması ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması” şartlarının yerine getirildiği, bir uyum kursunun başarıyla tamamlanması halinde kanıtlanır. Yabancının bedensel, zihinsel veya ruhsal bir hastalık ya da özürlülük hali nedeniyle yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde bu koşullardan sarfınazar edilir. Bir mağduriyet halinin önlenmesi amacıyla 1’inci cümlenin 7’inci ve 8’inci bentlerinde yer alan “yeterince Almanca bilgisine sahip olması ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması”, şartlarından vazgeçilebilir. Ayrıca, yabancının basit tarzda sözlü olarak Alman dilinde anlaşabilmesi ve 44’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının 2’nci bendine göre bir uyum kursuna katılma hakkının olmaması veya 44a maddesinin 2’nci fıkrasının 3’üncü bendine göre bir uyum kursuna katılma yükümlülüğünün bulunmaması halinde aynı şekilde 1’inci cümlenin 7’nci ve 8’inci bentlerindeki belirtilen “yeterince Almanca bilgisine sahip olması, ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması” şartlarından sarfı nazar edilir.

Söz konusu maddenin 3’üncü fıkrası, yerleşme izni verilmesi için evlilik birliği içersinde yaşayan eşlerde, 2’nci fıkranın 1’inci cümlesinin 3, 5 ve 6’ncı bentlerinde belirtilen “Yasal Emeklilik Sigortası’na en az 60 ay zorunlu veya isteğe bağlı sigorta primi ödemiş olması veya benzeri yardımlara hak kazanmak üzere bir sigorta veya sosyal bakım kuruluşuna ya da bir sigorta şirketine ödeme yapmış olduğunu kanıtlaması, bağımlı çalışan olarak çalışmasına izin verilmiş olması ve çalışabilmesine ilişkin gerekli diğer izinlere sahip olması” şartlarının eşlerden biri tarafından yerine getirilmiş olmasının yeterli olacağını hükme bağlamaktadır.

Avrupa Birliği Sürekli Oturma İzni

Kanun’un, “Avrupa Birliği Sürekli Oturma İzni” (Erlaubnis zum Daueraufenthalt-EU) başlığı altında yer alan 9a maddesinin 1’inci fıkrası, „Avrupa Birliği süresiz oturma iznini„ süresiz bir müsaade“ olarak tanımlamakta ve bu Kanunla başka bir düzenleme getirilmedikçe Avrupa Birliği sürekli oturma izninin, yerleşme izni ile aynı değerde olduğunu hüküm altına almaktadır.

Söz konusu maddenin 2’nci fıkrası, bir yabancıya Avrupa Konseyinin 2003/109/EG sayılı Direktifinin 2’ici maddesinin b bendine göre; 5 yıldan beri oturma izni ile Almanya topraklarında ikamet etmesi, kendi geçimini ve geçimini sağlamakla yükümlü olduğu yakınlarının geçimini kalıcı ve düzenli bir gelir ile güvence altına almış olması, yeterince Almanca bilgisine sahip olması, F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması, kamu güvenliğine ve düzenine karşı ihlalin büyüklüğü veya tarzı veya yabancıdan kaynaklanan tehlike veya bugüne kadar Almanya’daki ikamet süresi veya yabancının Federal Almanya’ya olan bağları dikkate alındığında kamu güvenliği ve düzeninden kaynaklanan nedenlerin karşı çıkmaması, kendisi ve birlikte yaşadığı aile fertleri için yeterli büyüklükte bir konutu olması hallerinde Avrupa Birliği sürekli oturma izni verileceğini öngörmektedir.

Eğitim Amacıyla İkamet

Kanun’un 16’ncı maddesi, bir yabancıya, yüksek öğrenim amacıyla oturma izni verilebileceği, yüksek öğrenim amacının, yüksek öğrenime hazırlayan dil kursları ile yüksek öğrenime hazırlayan programları da içerdiği, yüksek öğrenim amaçlı oturma izninin geçerlilik süresinin, ilk verildiğinde ve uzatıldığında en az 1 yıl olduğu, öğrenim ve yüksek öğrenime hazırlayan önlemler sırasında sürenin 2 yılı geçemeyeceği, bir yabancıya öğrenim başvurusu yapabilmesi için de oturma izni verilebileceği, öğrenim başvurusu amaçlı ikametin en fazla 9 ay olduğu ve ayrıca bu iznin yılda toplam 120 tam günü veya 240 yarım günü geçmeyen bir çalışma iznini içerdiği hükmünü getirmektedir.

Söz konusu maddenin 4’üncü fıkrası, yüksek öğrenimin başarıyla tamamlanmasından sonra oturma izni, 18, 19, 19a ve 21’inci maddeler bağlamında yabancılar tarafından icrasına izin verilen ve yapılan öğrenime uygun bir iş aranması amacıyla 18 aya kadar uzatılabileceğini, oturma izninin bu zaman zarfında çalışma hakkı tanıdığını öngörmektedir.

Kanun’un 16’ncı maddesinin 5’inci fıkrası, “bir yabancıya, yüksek öğrenime hazırlık amaçlı olmayan dil kurslarına katılmak üzere ve istisnai durumlarda da okul öğrenimi için oturma izni verilebileceği hükmünü haizdir.

Söz konusu maddenin 6’nci fıkrası ise, bir yabancıya bulunduğu öğrenim programı çerçevesine diğer bir Avrupa Birliği üye ülkesinin bir eğitim kurumunda öğreniminin bir bölümünü yapmakla yükümlü olduğundan, öğreniminin bir bölümünü Federal Almanya’da bulunan bir eğitim kurumunda yapmak istediğinde veya 1’inci fıkranın şartlarının yerine getirmesi ve diğer üye ülkede başlanılan yüksek öğrenime Federal Almanya’da devam etmek istemesi veya başka bir ek öğrenime başlamak istemesi hallerinde ve Avrupa Topluluğu üye ülkeleri arasında bir öğrenci mübadelesi programına veya bir Avrupa Topluluğu öğrenci mübadele programına katılması ve diğer bir Avrupa Topluluğu üye ülkesinde asgari 2 yıllık bir yüksek öğrenime kabul edilmesi hallerinde yüksek öğrenim amaçlı oturma izni verileceğini hüküm altına almaktadır.

Diğer Eğitim Amaçlarına Uygun İkamet

Kanun’un 17’nci maddesi, yabancı uyrukluya Federal İş Ajansı’nın muvafakatıyla ve belirlediği koşullarla meslek eğitimi (Ausbildung) ve meslekte ilerleme eğitimi (Weiterbildung) amacıyla “oturma izni” verilebileceği esasını öngörmektedir.

Söz konusu maddenin 2’nci fıkrası meslek eğitiminin nitelikli meslek eğitimi olması halinde, oturma izni meslek eğitiminden bağımsız bir işin haftada 10 saate kadar icra edilmesine hak tanıdığını ve 3’üncü fıkrası ise nitelikli meslek eğitiminin başarılı bir şekilde tamamlanmasından sonra oturma izni elde edilen meslek diplomasına uygun 18 ve 21’inci maddeler hükümlerince yabancılar tarafından icrasına izin verilen bir işi aramak amacıyla uzatılabileceğini, oturma izninin bu zaman zarfında çalışma hakkı tanıdığını hüküm altına almaktadır.

Çalışma Amacıyla İkamet/Çalışma İzni

Yabancıların Çalışma İzni

İkamet Kanunu’nun yabancıların çalışma izinlerini düzenleyen 39’uncu maddesi, yabancının çalışmasına imkan veren bir „ikamet müsaadesi“nin, kanun hükmünde kararnameyle aksine hüküm getirilmedikçe sadece Federal İş Ajansı’nın muvafakatıyla verilebileceğini, bu muvafakatın ise, uluslararası anlaşmalar, kanun veya kanun hükmünde kararnamede öngörülmüş olması halinde mümkün olacağını hüküm altına almakta; muvafakatın verilebilmesi için ayrıca kanun kuvvetinde kararname veya uluslararası anlaşmalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça yabancının istihdamının istihdam piyasası üzerinde olumsuz etkiler doğurmayacak olması ve yabancının istihdam edileceği işte çalışabilecek Alman ve aynı önceliğe sahip yabancı uyruklu bulunmaması koşullarını aramaktadır. Söz konusu madde, muvafakatin belirli bir süre, mesleki faaliyet, belli bir işletme veya bölge ile sınırlanabileceğini öngörmektedir. Yasa’nın 40’ıncı maddesi, muvafakat talebinin hangi hallerde reddedilmesi gerektiğini, 41’inci maddesi ise, verilen muvafakatın hangi hallerde kısmen veya tümüyle iptal edilebileceğini düzenlemektedir.

Bir İşverene Bağlı Olarak Çalışma Amacıyla İkamet

Kanun’un 18’inci maddesinin 1’inci fıkrası, yabancı işgücünün istihdamının Almanya’nın ekonomik gereksinimlerine uygun olarak Alman istihdam piyasasındaki durum ve işsizlikle mücadele zorunluluğu gözönüne alınarak yapılacağını öngörmektedir.

Aynı maddenin 2’nci fıkrası, yabancıya Federal İş Ajansı’nın muvafakat etmesi veya çalışmaya Kanun Hükmünde Kararnameyle Federal İş Ajansı’nın muvafakatı olmaksızın izin verilmesi halinde ve Federal İş Ajansı’nın öngördüğü koşullar çerçevesinde bir işverene bağlı olarak çalışma amacıyla “oturma izni” verilebileceği hükmünü getirmektedir.

Kanun’un 18a maddesi ise, Almanya’da müsamahalı (geduldet) ikamet statüsüyle kalan mesleki nitelik sahibi yabancılara Federal İş Ajansı’nın muvafakat etmesi halinde mesleki nitelik gerektiren bir işte çalışmak üzere oturma izni verilebileceğini öngörmektedir.

Almanya’da Üniversite Bitiren Yabancılar İçin Yerleşme İzni

01.08.2012 tarihinde İkamet Kanunu’nda yapılan değişiklikle Kanun’un 18a maddesiyle Federal Almanya’da devlete ait veya devletçe tanınan yüksek okullarda veya benzeri eğitim kurumlarında öğrenimini başarıyla tamamlayan yabancılara; 18’nci, 18a,19a ya da 21’inci madde uyarınca iki yıldan beri oturma izni sahibi olması, öğrenimine uygun bir işyerinde istihdam edilmiş olması, yasal yaşlılık sigortasına asgari 24 ay zorunlu veya isteğe bağlı prim ödemiş olması ya da benzeri yardımlara hak kazanmak üzere bir sigorta veya sosyal bakım kuruluşuna ya da bir sigorta şirketine ödeme yapmış olduğunu kanıtlamış olması ve 9’uncu maddenin 1’nci fıkrasının 1’inci cümlesinin 2 nolu bendi ve 4’den 9’a bentleri hükümlerinin şartlarının mevcut olması halinde yerleşme izni verileceği hakkı tanınmıştır.

Nitelikli İş Gücünün İş Araması İçin İkamet Statüsü

01.08.2012 tarihli kanun değişikliğiyle Kanun’un 18c maddesinde Alman veya tanınmış veya Alman yüksek

okul diplomasıyla kıyaslanabilecek bir yabancı yüksek okul diploması sahibi ve geçimi temin edilmiş bir yabancıya, mesleki niteliğine uygun bir işyeri bulması amacıyla 6 aya kadar oturma izni verilebileceği ve oturma izninin çalışma hakkı tanımadığı öngörülmüştür.

Yüksek Vasıflı Yabancılara Yerleşme İzni

Kanun’un 19’uncu maddesi, yüksek vasıflı bir yabancıya; özel hallere münhasır olmak kaydıyla, Federal İş Ajansı’nın 39’uncu maddeye göre muvafakat vermiş olması veya 42’nci madde uyarınca çıkarılacak Kanun Hükmünde Kararname ile ya da devletlerarası bir Anlaşma ile yerleşme izninin 39’uncu maddeye göre Federal İş Ajansı’nın muvafakatına gerek olmaksızın verilebileceğinin hüküm altına alınmış olması ve Almanya Federal Cumhuriyeti’ndeki hayat şartlarına uyum sağlanacağına ve devlet yardımı alınmaksızın geçimin temin edileceğine ilişkin varsayımın makul nedenlerinin bulunması halinde yerleşme izni verilebileceğini öngörmektedir. Kanun, yüksek vasıflı yabancıları, bilhassa özel uzmanlık bilgisine sahip bilim adamları veya yüksek düzeyde işleve sahip öğretim elemanları veya yüksek düzeyde işleve sahip bilimsel çalışma yapan elemanlar olarak tadat etmektedir.

Avrupa Birliği Mavi Kart Uygulaması

Avrupa Konseyinin Ülkeye Giriş Şartları ve Üçüncü Ülke Vatandaşlarının Yüksek Nitelikli İstihdamına Yönelik İkametleri hakkındaki 25 Mayıs 2009 tarih ve 2009/50/EG sayılı Direktifi (Avrupa Birliği Resmi Gazetesi 18.06.2009, L155 S.17) uyarınca getirilen yeni düzenleme ile 06.09.2013 tarihinde Almanya’da yüksek nitelikli yabancıların çalışmalarına yönelik AB Mavi Kart uygulamasına başlanılmıştır.

Kanun’nun 19a maddesine göre bir yabancıya mesleki niteliğine uygun bir işi icra edebilmesi amacıyla, yabancının, Alman veya tanınmış veya Alman yüksek okul diplomasıyla kıyaslanabilecek bir yabancı yüksek okul diploması sahibi olması veya 2’nci fıkra uyarınca çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenmesi halinde, asgari 5 yıllık bir meslek tecrübesi ile kanıtlanmış benzer bir mesleki kalifikasyon sahibi olması ve çıkarılacak Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen miktar kadar ücret alması halinde bir AB Mavi Kart verilir hükmünü getirmektedir.

Söz konusu maddenin 3’üncü fıkrasında, AB Mavi Kart’ın ilk defa verilirken azami 4 yılla sınırlandırılacağı, hizmet sözleşmesinin süresi 4 yıldan az olduğu hallerde, AB Mavi Kart’ın hizmet sözleşmesinin süresi kadar ve 3 ay daha fazla süre için tanzim edileceği veya uzatılacağı öngörülmüştür.

Bağımsız Çalışanların İkamet İzni

Kanun’un, “Bağımsız Çalışma” (selbständige Erwerbstätigkeit) başlıklı 21’inci maddesinin 1’inci fıkrası, Alman ekonomisinin çıkarı bulunması veya bölgesel özel ihtiyaçları karşılaması halinde yabancıya bağımsız çalışma amacıyla ikamet müsaadesi verilebileceğini, bu durumun özellikle ekonomi ve istihdam piyasası üzerinde olumlu etkiler yapması beklenen ve kendi sermayesi veya sağladığı krediyle gerçekleştirebilecek bir ticari yatırım fikrinin mevcudiyeti halinde yerleşme izni talebinin incelenmesinde, (bu şartın kaideten yabancının 250.000 Avro’luk bir yatırım yapması ve asgari 5 kişiye istihdam sağlaması durumunda yerine getirildiğini: anılan 250.000 Avroluk koşula ilişkin hüküm 01.08.2012 tarihli Yasa değişikliğiyle yürürlükten kaldırılmıştır) ve firmanın faaliyette bulunacağı yer için yetkili mercilerin ve meslek kuruluşunun görüşünün alınması gerektiğini hükme bağlamaktadır. Söz konusu maddenin 2’nci fıkrası, bağımsız çalışma amaçlı oturma izninin, devletler hukuku çerçevesinde karşılıklılık esasına dayalı yararlar sağlayacak olması halinde kamu çıkarı gerekçesiyle verileceğini; 2a fıkrası, Federal Almanya’da devlete ait veya devletçe tanınan yüksek okullarda veya benzeri eğitim kurumlarında öğrenimini başarıyla tamamlayan veya 18’nci madde veya 20’nci madde uyarınca araştırmacı veya bilim insanı olarak oturma izni sahibi olan bir yabancıya 1’inci fıkra hükmünden farklı olarak bağımsız çalışma amaçlı oturma izni verilebileceğini; 3’üncü fıkrası, 45 yaşını dolduran müteşebbislere, “oturma izni”nin ancak yaşlılıklarını güvence altına almış olmaları halinde verileceğini; 4’üncü fıkrası ise, “oturma izni”nin en çok 3 yıl süreli olabileceğini ve 3 yıl dolduktan sonra girişimciye tasavvurunu gerçekleştirmiş ve geçimini ve kendisiyle beraber yaşamakta olan aile bireylerinin geçimini sağlamış olması halinde 9’uncu maddenin 2’nci fıkrası hükmünün istisnası olarak “yerleşme izni” verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.

Aile birleşimi koşulları

Aile Birleşimi İlkesi

İkamet Kanunu’nun “Aile Birleşimi İlkesi” (Grundsatz des Familiennachzuges) başlıklı 27’nci maddesi, aile birliğinin Almanya’da sağlanması ve korunması amacıyla, yabancı uyrukluya Federal Anayasa’nın evlilik ve ailenin korunmasına ilişkin 6’ncı maddesi uyarınca „oturma izni“ verileceğini ve bu iznin uzatılabileceğini, aile birleşimi amacıyla oturma izni verilmesinden aile fertlerini getiren yabancının, aile fertlerinin veya kendi kazancına bağımlı olanların geçimlerini sağlayabilmek için “sosyal yardıma” muhtaç olması halinde ise iznin verilmesinden sarfınazar edilebileceğini hükme bağlamıştır.

Alman Uyruklunun Yabancı Uyruklu Aile Fertlerini Almanya’ya Getirmesi

Kanun’un Alman uyrukluların yabancı uyruklu aile fertlerini Almanya’ya getirmelerini düzenleyen 28’inci maddesi, Alman uyruklunun daimi ikametgahının Almanya’da olması koşuluyla, Alman uyruklunun yabancı uyruklu eşine, rüşt yaşını doldurmamış bekar çocuğuna ve reşit yaşta olmayan Alman uyruklu çocuğun anne babasından birinin “geçimini sağlamış olmak” koşulu aranmaksızın “oturma izni” verilmesi gerektiğini, iznin verilmesinde 5’inci maddenin 1’inci fıkrasının 2 ve 3’üncü bentlerinde öngörülen sınırdışı edilme nedeni bulunmaması ve Almanya’da ikamet etmesinin Almanya Federal Cumhuriyeti’nin çıkarlarına halel getirmemesi” koşullarının aranmayabileceğini, Alman uyrukluların eş ve çocukları dışındaki yakınlarını getirmeleri konusunda Kanunun 31 ve 35’inci maddeleri hükümlerinin kıyasen uygulanacağını, verilen “oturma izni”nin “bağımlı ve bağımsız çalışma iznini” de kapsadığını hükme bağlamaktadır.

Yabancı Uyruklunun Aile Fertlerini Almanya’ya Getirmesi

Kanun’un 29’uncu maddesi, yabancı uyruklunun aile fertlerini Almanya’ya getirebilmesi için “yerleşme izni” “oturma izni” “Avrupa Topluluğu sürekli ikamet izni”, veya “AB Mavi Kart” sahibi olması ve yeterli konutu bulunması koşullarını aramakta, insani nedenlerle Almanya’ya kabul edilmiş olan yabancı uyrukluların ise, eş ve rüşt yaşını doldurmamış bekar çocuklarını yanlarına getirmelerinde yukarıdaki koşullardan ve “geçimini sağlamış olmak” koşulundan muaf tutmaktadır. Bu maddeye göre verilecek “oturma izni”, aile ferdini getiren yabancının “bağımlı-bağımsız çalışma izni” bulunması halinde bu izni de içermektedir.

Eşlerin Getirilmesi

Kanun’un “Eşlerin Getirilmesi” başlığını taşıyan 30’uncu maddesi, yabancı uyruklunun eşine, yabancı uyruklunun ve eşinin 18 yaşını doldurmuş olmaları, aile birleşimi yoluyla Almanya’ya gelecek eşin basit de olsa derdini anlatabilecek Almanca bilgisine sahip olması, yabancının “oturma izni”, “yerleşme izni”, “Avrupa Birliği sürekli oturma izni” ya da “AB Mavi Kart” sahibi olması, 25’inci maddenin 1 veya 2’nci fıkralarına göre insani nedenlerle Almanya’ya kabul edilmiş olması, 2 yıldan beri “oturma izni” sahibi olması, evlilik bağının “oturma izninin” verilmesinden önce kurulmuş olması ve Almanya’da kalma süresinin 1 yılı aşacak olması halinde “oturma izni” verilmesi gerektiğini, bu müsaadenin süresinin aile birliği devam ettiği sürece geçimini sağlamış olmak ve yeterli konutu bulunmak koşulu aranmaksızın aile birliğine bağlı olarak uzatılabileceğini hükme bağlamaktadır.

Eşlerin Bağımsız Oturma İzni

Kanun’un, “Eşlerin Bağımsız İkamet Hakkı” başlığını taşıyan 31’inci maddesi ise, evlilik birliğinin sona ermesi durumunda, Almanya’ya gelen eşin “ikamet müsaadesi”nin süresinin evlilik birliğinin Almanya’da en az 3 yıl sürmüş olması (02.12.2013 tarihi itibariyle yürürlüğe giren Kanun değişikliğiyle 2 yıllık süre 3 yıla çıkarılmıştır) veya evlilik birliğinin, eşin, evlilik birliği Almanya’da devam ederken vefat etmesiyle son bulmuş olması ve kendisinin, kendi kusuru olmaksızın süresi içinde başvuruda bulunamamış olması hali dışında geçerli “oturma izni” veya “yerleşme izni” olması halinde, aile birleşimi amacına bağlı olmaksızın 1 yıl uzatılacağını; eşin önemli ölçüde mağduriyete uğramasını önlemek amacıyla kendisine Almanya’da kalma olanağı tanınması gereken hallerde, “evlilik birliğinin Almanya’da en az 3 yıl sürmüş olması” koşulundan vazgeçilebileceğini hükme bağlamakta, eşin kendisi ile birlikte yaşayan bir çocuk sahibi olması halinde eşe Almanya’da ikamet olanağı tanınması gereken haller arasında sayılmaktadır. Söz konusu madde ayrıca, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra Almanya’ya aile birleşimi yoluyla gelmiş olan eşin geçimini ayrıldığı eşinden alacağı nafakayla sağlayacak ve ayrıldığı eşinin “yerleşme izni” sahibi olması halinde, Almanya’ya aile birleşimi yoluyla gelen eşe de “yerleşme izni” verilmesi gerektiği, “sosyal yardım” almanın “oturma izninin” süresinin uzatılmasına mani teşkil etmediği ve bu halde “oturma izni”nin yerleşme izni talep hakkı doğana kadar süreli olarak uzatılabileceği hükümlerini getirmektedir.

Çocukların Getirilmesi

Kanun’un “Çocukların Getirilmesi” başlığını taşıyan 32’nci maddesinin 1’inci fıkrası, bir yabancının reşit olmayan bekâr çocuğuna, anne babanın her ikisinin veya velayet hakkına tek başına sahip anne veya babanın oturma izni, AB Mavi Kart sahibi, yerleşme izni veya AB Sürekli Oturma izni sahibi olması halinde oturma izni alabilme olanağı tanımaktadır. 2’nci fıkra ise reşit olmayan çocuğun 16 yaşını doldurması, anne ve babası olmadan veya velayet hakkına tek başına sahip anne ve babası olmadan mutat ikametini Federal Almanya’ya taşıması durumunda, çocuğun Alman diline vakıf olması veya bugüne kadarki eğitimi ve yaşam tarzı itibariyle Almanya Federal Cumhuriyeti’ndeki hayat şartlarına uyum sağlayacağın mümkün görülmesi halinde oturma izni alabileceğini öngörmektedir.

Söz konusu maddenin 4’üncü fıkrası, bunların dışında bir yabancının reşit olmayan bekâr çocuğuna, münferit vak’anın özelliğine istinaden özel bir mağduriyet halinin önlenmesi için gerekli olması halinde oturma izni verilebileceğini, oturma izni verilmesinde çocuğun esenliği ve geleceği ile ailevi durumun dikkate alınacağını hüküm altına almıştır.

Çocukların Aile Birleşimi Kapsamı Dışında Süresiz Oturma Hakkı

Kanun’un “Çocukların Bağımsız Süresiz İkamet Hakkı” başlığını taşıyan 35’inci maddesi, rüşt yaşını doldurmamış „oturma izni“ sahibi çocuğa, 16 yaşını doldurduğu tarihte 5 yıldan beri „oturma izni“ sahibi olması halinde, „geçimini sağlamış olmak“ koşulu aranmaksızın „yerleşme izni“ verilmesi gerektiği, rüşt yaşını dolduran yabancıya da 5 yıldan beri „oturma izni“ sahibi olması, yeterli düzeyde Almanca bilmesi ve geçimini sağlamış olması ya da öğrenim veya mesleki eğitim görmekte olması halinde „yerleşme izni“ verilmesi gerektiği ve 5 yıllık sürenin hesabında kural olarak yabancının Almanya dışında geçen okul sürelerinin dikkate alınmayacağı hükmünü getirmektedir. Söz konusu madde, yabancının şahsi tutum veya davranışına dayanan bir sınırdışı nedeni bulunması, son 3 yıl içinde gençlik veya hapis cezasına, ya da 180 günlük hapis cezası karşılığı para cezasına çarptırılmış olması veya öğrenim veya mesleki eğitim görmekte olması hali dışında geçimini ancak Sosyal Kanunun 2’inci ya da 12’nci Kitabına göre „sosyal yardım“ veya 8’inci Kitabına göre „gençlik yardımı“ alarak sağlayabilmesi halinde „yerleşme izni“ talebinde bulunamayacağını öngörmektedir.

Anılan madde, ayrıca, yabancının bedensel, akli veya ruhi bir rahatsızlığı veya özrü nedeniyle yeterli dil bilgisine sahip olmak ve geçimini sağlamış olmak koşullarını yerine getirememiş olması halinde bu koşulların aranmaması gerektiği hükmünü içermektedir.

Anne Babanın ve Diğer Aile Fertlerinin Getirilmesi

Kanun’un 36’ncı maddesinin 1’inci fıkrası, rüşt yaşını doldurmamış oturma izni ve yerleşme izni sahibi yabancının Almanya’da çocuğun velayetini haiz anne ve babasından birinin bulunmaması halinde ebeveynine oturma izni verileceğini hüküm altına almıştır.

36’ncı maddenin 2’nci fıkrası ise, zorunluluk halinde (yabancının olağandışı mağduriyetini önlemek amacıyla) ailenin eş ve çocuklar dışındaki fertlerine de Almanya’da „oturma izni“ verilebileceğini öngörmektedir.

Süresiz ikamet/oturum hakkı

Süreli Oturma İzni

İkamet Kanunu’nun Oturma izni (Aufenthaltserlaubnis) başlıklı 7’nci maddesi, oturma iznini „süreyle sınırlı bir izin“ olarak tanımlamakta ve kural olarak „eğitim“ veya „çalışma“ amacıyla verilmesini öngörmektedir. Ayrıca, istisnai olarak makul bir gerekçeyle başka bir amaçla da verilebileceği hükmünü getirmekte, iznin süresinin verilmesindeki amaca göre belirlenmesini emretmekte ve iznin verilmesi, süresinin uzatılması veya süresinin belirlenmesinde esas alınan koşulların ortadan kalkması halinde sürenin sonradan da kısaltılabilmesine cevaz vermektedir.

Oturma İzninin Süresinin Uzatılması

Oturma İzninin Süresinin Uzatılması, başlığı altında yer verilen 8’inci maddenin 1’inci ve 2’nci fıkraları, iznin süresinin uzatılmasında iznin verilmesi ile ilgili hükümlerin uygulanacağını, süre uzatılmasının yetkili merci tarafından önceden (iznin verilmesinde veya süresinin son kez uzatılmasında) reddedilmiş olması halinde sürenin uzatılamayacağını öngörmektedir.

Söz konusu maddenin 3’üncü fıkrası ise, “Oturma izni uzatılmadan önce yabancının bir uyum kursuna düzenli olarak katılma yükümlülüğüne uyup uymadığının tespit edileceği, yabancının, 44a maddesinin 1’nci fıkrası 1’nci cümlesine göre bir uyum kursuna düzenli olarak katılma yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde bu durum, oturma izninin uzatılmasına ilişkin karar verilirken dikkate alınacağı, oturma izni verilmesine ilişkin hak sahipliğinin mevcut olmaması halinde, 1’inci cümlede belirtilen yükümlülüklerin tekraren ve kabaca ihlali durumunda oturma izninin uzatılmasının reddedilebileceği, oturma iznini verilmesine ilişkin hak sahipliğinin yalnız bu Kanuna göre mevcut olması halinde ve yabancının toplumsal ve sosyal yaşama başka türlü uyum sağladığını ispat ettiği durum dışında oturma izni uzatılabileceği, konu hakkında karar verilirken yasal ikametin süresi, yabancının Federal Almanya’ya olan korunmaya değer bağları ile yabancının Federal Almanya’da yasal olarak yaşayan aile fertleri için ortaya çıkacak sonuçlar dikkate alınacağı, yabancının 44a maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci cümlesine göre bir uyum kursuna düzenli olarak katılma yükümlülüğünün bulunması halinde ve bir uyum kursunu başarılı olarak tamamlamadığı veya toplumsal ve sosyal yaşama başka türlü uyum sağladığını ispat etmediği sürece, oturma izni her defasında asgari 1 yıl uzatılacağı“ hükmünü içermektedir.

Yerleşme İzni/Süresiz Oturma Hakkı

İkamet Kanunu’nun, “Yerleşme İzni” (Niederlassungserlaubnis) başlığı altında yer alan 9’uncu maddesinin 1’inci fıkrası, „yerleşme iznini“ „süresiz bir müsaade“ olarak tanımlamakta; bu müsaadenin 47’nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, çalışma hakkı tanıdığı hükmünü getirmekte olan 2’nci fıkrası, 5 yıldan beri oturma izni sahibi olması, geçimini güvence altına almış olması, yasal Emeklilik Sigortası’na en az 60 ay zorunlu veya isteğe bağlı sigorta primi ödemiş olması veya benzeri yardımlara hak kazanmak üzere bir sigorta veya sosyal bakım kuruluşuna ya da bir sigorta şirketine ödeme yapmış olduğunu kanıtlaması, kamu güvenliğine ve düzenine karşı ihlalin büyüklüğü veya tarzı veya yabancıdan kaynaklanan tehlike veya bugüne kadar Almanya’daki ikamet süresi veya yabancının Federal Almanya’ya olan bağları dikkate alındığında kamu güvenliği ve düzeninden kaynaklanan nedenlerin karşı çıkmaması, bağımlı çalışan olarak çalışmasına izin verilmiş olması, çalışabilmesine ilişkin gerekli diğer izinlere sahip olması, yeterince Almanca bilgisine sahip olması, F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması, kendisi ve birlikte yaşadığı aile fertleri için yeterli büyüklükte bir konutu olması hallerinde yerleşme izni verilmesini öngörmektedir.

1’inci cümlenin 7’inci ve 8’inci bentlerinde belirtilen “yeterince Almanca bilgisine sahip olması ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması” şartlarının yerine getirildiği, bir uyum kursunun başarıyla tamamlanması halinde kanıtlanır. Yabancının bedensel, zihinsel veya ruhsal bir hastalık ya da özürlülük hali nedeniyle yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde bu koşullardan sarfınazar edilir. Bir mağduriyet halinin önlenmesi amacıyla 1’inci cümlenin 7’inci ve 8’inci bentlerinde yer alan “yeterince Almanca bilgisine sahip olması ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması”, şartlarından vazgeçilebilir. Ayrıca, yabancının basit tarzda sözlü olarak Alman dilinde anlaşabilmesi ve 44’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının 2’nci bendine göre bir uyum kursuna katılma hakkının olmaması veya 44a maddesinin 2’nci fıkrasının 3’üncü bendine göre bir uyum kursuna katılma yükümlülüğünün bulunmaması halinde aynı şekilde 1’inci cümlenin 7’nci ve 8’inci bentlerindeki belirtilen “yeterince Almanca bilgisine sahip olması, ve F.Almanya’nın hukuk ve toplumsal düzeni ile hayat şartları hakkında temel bilgilere sahip olması” şartlarından sarfı nazar edilir.

Söz konusu maddenin 3’üncü fıkrası, yerleşme izni verilmesi için evlilik birliği içersinde yaşayan eşlerde, 2’nci fıkranın 1’inci cümlesinin 3, 5 ve 6’ncı bentlerinde belirtilen “Yasal Emeklilik Sigortası’na en az 60 ay zorunlu veya isteğe bağlı sigorta primi ödemiş olması veya benzeri yardımlara hak kazanmak üzere bir sigorta veya sosyal bakım kuruluşuna ya da bir sigorta şirketine ödeme yapmış olduğunu kanıtlaması, bağımlı çalışan olarak çalışmasına izin verilmiş olması ve çalışabilmesine ilişkin gerekli diğer izinlere sahip olması” şartlarının eşlerden biri tarafından yerine getirilmiş olmasının yeterli olacağını hükme bağlamaktadır.

İSTİHDAM VE İŞSİZLİK

Ulusal istihdam kurumu

Almanya’da ulusal istihdam kurumu olarak Federal İş Ajansı (Bundesagentur für Arbeit - https://www.arbeitsagentur.de) görevlidir.

Özel istihdam büroları

Almanya’da Federal İş Ajansı’nın işçilerin bir işyerine yerleştirilmelerine ilişkin 1927 yılından 1994 yılına kadar süren tekel konumu, Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın 1991 yılında verdiği karar üzerine 1994 yılında kaldırılmıştır. 1994 yılından 2002 yılına kadar özel firmaların iş danışmanlığı alanındaki ticari faaliyetleri İş Ajansı’nın iznine bağlıyken, 2002 yılında yapılan yasal değişiklikle, Federal İş Ajansı’nın yanında özel istihdam firmalarına da iş danışmanlığı yoluyla, iş arayanların bir işe yerleştirilmeleri ticari faaliyet olarak serbest bırakılmıştır.

Sosyal Kanun’un 3’üncü Kitabının 35’inci maddesinin 1’inci fıkrasının 2’nci cümlesine göre meslek eğitim yeri ve iş arayanların bir işveren ile bir iş ilişkisinin oluşturulmasına yönelik faaliyeti iş aracılığı olarak nitelendirilmektedir.

Federal İş Ajansı dışında özel firmaların iş arayanlara hizmet sunmalarına ilişkin düzenleme, Sosyal Kanun’un 3’üncü Kitabının 292’inci ve 296-298’inci maddelerinde düzenlenmiştir.

Almanya’da İş Ajansları ile özel hizmet sağlayıcı firmalar arasında her hangi bir anlaşma yapılmamakta, aynı şekilde bu hizmetleri sunmak amacıyla Federal İş Ajansı tarafından ihaleler de açılmamaktadır.

Ticaret İşlemleri Kanunu’nun 14’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre, her özel ve tüzel kişi iş piyasasında aracılık hizmetleri verme hakkına sahiptir. Burada aranan şart, tüzel ve özel kişilerin iş aracılığında yaptıkları faaliyeti Ticaret Kayıt Dairesi’ne (Gewerbeamt) önceden kaydettirmiş olmalarıdır.

Federal İş Ajansı, belli koşulların yerine getirilmesi durumunda iş arayan işsizlerin adına aracılık kuponu (Vermittlungsgutschein) denilen bir belge tanzim etmektedir. İşsizlerin işe yerleştirilmesi durumunda, İş Ajansı yapılan hizmetin bedelini bu kupon karşılığında aracı firmaya ödemektedir.

Özel hizmet sağlayan firmalar, serbest piyasa ekonomisinin koşullarına göre, özellikle uzmanlaştıkları sektörde, işçi arayan firmalarla sürekli olarak ilişkiye girerek açık işyerlerini işsizlere sunmaktadırlar.

İşsizlik durumu

Almanya’da 01.02.2018 tarihi itibariyle 44.322.000 çalışan mevcuttur. Bunların 32.469.500’ü sigortaya tabi bir işde çalışmaktadır. 31.03.2018 tarihi itibariyle 2.458.110 kişi işsizdir. Almanya’da işsizlik oranı % 5,5’dir.

Aktif istihdam politikaları

Almanya’da aktif istihdam politikaları 2 ana gruba ayrılmıştır:

  1. 1’inci basamak işsizlik parası uygulaması çerçevesinde aktif istihdam politikalar

-Engelli işsizlere yönelik istihdam politikaları,

-bir iş yerine yerleştirmeye yönelik,

-Meslekte ilerlemeye yönelik önlemler,

-Meslek seçimi ve yeni meslek eğitimi,

-Mesleki anlamda aktif hale getirilmeye ve ilgili meslek dalına yerleştirilmeye yönelik önlemlerdir.

  1.  İkinci basamak işsizlik parası uygulaması çerçevesinde aktif istihdam politikaları:

-İstihdam yaratıcı önlemler,

-Bir iş yerine yerleştirilme,

-Meslekte ilerleme önlemleri,

-Meslek seçimi ve yeni meslek eğitimi,

-Mesleki anlamda aktif hale getirilmeye ve ilgili meslek dalına yerleştirilmeye yönelik önlemler

Pasif istihdam politikaları

Birinci basamak işsizlik parası (Arbeitslosengeld I)

Birinci basamak işsizlik parası bir işsizlik sigortası ödeneği olup, sigortalılara işsizlik veya meslekte ilerleme önlemleri çerçevesinde ödenmektedir.

Birinci basamak işsizlik parası alınabilmesi için sigortalının işsiz olması, hak sahipliği süresini doldurmuş olması ve İş Ajansına işsizlik beyanında bulunmuş olması gereklidir. Birinci basamak işsizlik parası, hak sahibinin veya yakınlarının gelirlerine veya maddi açıdan muhtaç durumda olup olmadıklarına bakılmaksızın ödenmektedir.

Birinci basamak işsizlik parası, en az bir çocuk sahibi sigortalılara, asgari bir yıllık bir süreyi kapsayan belirleme süresi içinde elde edilen brüt ücret üzerinden hesaplanan net ücretin % 67’si oranında, diğer sigortalılara ise aynı şekilde net ücretlerinin % 60’ı oranında ödenmektedir.

Birinci basamak işsizlik parası ödeme süresi, işsizlik beyanının yapıldığı tarihten önceki sigortalı çalışma süresine bağlıdır. İşsizlik durumunun ortaya çıkmasından önceki son 2 yıl içinde 360 gün sigortalı olarak çalışılması halinde, birinci basamak işsizlik parası hakkı doğmaktadır. Birinci basamak işsizlik parası hak süresi en fazla 180 gündür (6 ay). Yaşlı sigortalılarda bu süre 720 güne (24 ay) kadar çıkabilmektedir. 50 yaşını doldurmuş ve 30 ay sigortalılık süresi olan işsizler 15 ay, 55 yaşını doldurmuş ve 36 ay sigortalılık süresi olan işsizler 18 ay, 58 yaşını doldurmuş ve 48 ay sigortalılık süresi olan işsizler 24 ay işsizlik parası alma hakkına sahiptirler.

Sigortalının meslekte ilerleme önlemlerinden birine katılması durumunda ise, birinci basamak işsizlik parası meslek eğitiminin tamamlanmasına kadar ödenmektedir.

İşsiz sigortalı, işsizlik parası alırken kendine yeni bir iş bulmak için çaba göstermek ve İş Ajansı tarafından bir iş yerine yerleştirilmek üzere hazır olmak zorundadır. İşsizlik beyanı aynı zamanda birinci basamak işsizlik parası başvurusu sayılmaktadır. İşsizlik parası alınırken sigortalının tüm sosyal güvenliğe ilişkin primleri de İş Ajansı tarafından ödenmektedir.

İşsizler bir iş bulmak için çaba gösterdiklerini İş Ajansı’nın talep etmesi üzerine kanıtlamak zorundadır. Durumun kanıtlanamadığı hallerde, iki hafta boyunca işsizlik parası kesilmektedir. İşsiz kişinin bir iş yerine yerleştirilmek için gayret göstermek istemediği hallerde ise işsizlik parası alma hakkı tamamen ortadan kalkabilmektedir.

Ödemeler, İş Ajansları tarafından işsizlik sigortasından yapılmaktadır.

Birinci basamak işsizlik parası uygulaması, Sosyal Kanun’un 3’üncü Kitabının 25 –28a ve 117’inci maddelerinde düzenlenmiştir.

Kısmi İşsizlik Parası

Sigortalının işsizlik durumunun ortaya çıkmasından önceki son 2 yıl içinde 12 ay boyunca en az 2 sigortaya tabi işte çalışması ve bunlardan birinde iş ilişkisi devam ederken, diğerinde sona ermesi halinde, sigortalılara kısmi işsizlik parası ödenmektedir.

Kısmi işsizlik parası, en az bir çocuk sahibi sigortalılara, asgari bir yıllık bir süreyi kapsayan belirleme süresi içinde elde edilen brüt ücret üzerinden hesaplanan net ücretin % 67’si oranında, diğer sigortalılara bu net ücretin % 60’ı oranında ödenmektedir.

Kısmi işsizlik parası sigortalının sahip olduğu sigortalılık sürelerinden bağımsız olarak en fazla 180 gün (6 ay) ödenmektedir.

Sigortalı, işsizlik durumunu sona erdirmek için çaba göstermek ve İş Ajansının kendisini bir iş yerine yerleştirmesi için hazır olmak zorundadır.

İş Ajansı’nın talebi üzerine işsizler iş bulmak için gösterdikleri çabayı kanıtlamak zorundadır. Talep edilen kanıtın yerine getirilemediği hallerde, iki hafta boyunca kısmi işsizlik parası kesilmektedir. Belirgin bir şekilde gayret gösterilmek istenmediği durumda ise kısmi işsizlik parası tamamen kesilmektedir.

Kısmi işsizlik parası, Sosyal Kanun’un 3’üncü Kitabının 150’inci maddesine göre yetkili kurum İş Ajansları tarafından ödenmektedir.

Kısa Süreli İşsizlik Parası

İşletmelerde geçici ve ekonomik nedenlere bağlı olarak önlenemeyecek bir sebepten dolayı çalışmanın durdurulması durumunda, işçilere kısa süreli işsizlik parası ödenmektedir. Kısa süreli işsizlik parası ödenebilmesi için çalışmanın durması nedeniyle işletmede çalışanların en az üçte birinin aylık ücretlerinde % 10 oranında azalma kaydedilmesi gereklidir. Kısa süreli işsizlik parası kısmi ücret yerine geçen bir ödemedir. Bununla çalışanların işyerlerini kaybetmemeleri ve işyerlerinin de hazır personeli ellerinde tutmaları sağlanmaktadır.

Kısa süreli işsizlik parası net ücret ile kriz sırasında ödenebilecek ücret arasındaki farktan oluşmaktadır. Bir çocuklu çalışanlar bu farkın % 67’sini, diğer çalışanlar % 60’ını almaktadır. Kısa süreli çalışma parası ödeme süresi kanun hükmünde kararnamelerle belirlenmektedir.

Kısa süreli işsizlik parası İş Ajansları tarafından ödenmektedir.

İflas Parası

İşyerlerinin konkordato ilan etmesi halinde, çalışanların iflas parası alma hakları bulunmaktadır.

İflas parası, işçilerin iflas ilanından önceki son üç ay içinde aldıkları net ücretin ortalamasından oluşmakta ve işsizlik sigortasına esas alınan ücret üst sınırından fazla olamamaktadır. İşçilerin ödenmesi gereken tüm sosyal güvenliğe ilişkin primleri de bu dönem boyunca ödenmektedir.

İflas ilan eden işletmelerin işçileri iflas ilanından sonra 2 ay içinde başvurdukları takdirde iflas parası almaktadırlar.

İflas parası, Sosyal Kanun’un 3’üncü Kitabının 183 – 189a, 208, 314, 316 maddelerine, 320’inci maddenin 2’nci ve 3’üncü fıkrasına, 327’nci maddenin 3’üncü fıkrasına göre İş Ajansı tarafından ödenmektedir.

Hastalık Parası

Hastalık parası, hastalıktan dolayı işgöremez duruma düşen sigortalılara sağlık sigortası tarafından ödenen ücret yerine geçen bir ödeme şeklidir. Hastalık parası

alma hakkının doğması için, kişinin hastalıktan dolayı işgöremez duruma düşmesinin yanında sigortalı olarak bir iş ilişkisi içinde bulunması gereklidir. Birinci basamak işsizlik parası alan kişiler de işgöremez duruma düşmeleri halinde, hastalık parası alabilmektedirler. Hastalık parası, hak sahibinin diğer gelirlerine, mal mülk durumuna veya eşinin gelirine bakılmaksızın ödenmektedir. Hastalık parası işgöremezlik durumunun ortaya çıkmasından sonra 6 hafta sonra sağlık sigortası tarafından ödenmeye başlanmaktadır. 6 haftaya kadar olan işgöremezlik durumlarında işveren ücreti ödemekle yükümlüdür.

İkinci Basamak İşsizlik Parası (Hartz IV)

İkinci basamak işsizlik parası, çalışabilecek durumda olup iş arayan ve maddi açıdan muhtaç durumda bulunan kişilerin temel geçim masraflarının sağlanması amacıyla bütçe gelirlerinden ödenen bir yardım türüdür. 2005 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu çerçevesinde sosyal yardım ile işsizlik yardımının birleştirilmesiyle tanzim edilen yeni bir yardım türüdür. Yardım almak isteyen kişinin işsiz olması, birinci basamak işsizlik parası alma süresinin dolmuş olması ya da çalışılan sürenin işsizlik parası almaya yetmemesi, talep sahibinin maddi açıdan muhtaç sayılması ve Almanya’da ikamet etmesi gereklidir.

İkinci basamak işsizlik parasından yararlanmak isteyen kişilerin elde ettikleri her türlü geliri, varsa mal ve mülklerini İş Ajansı’na bildirme zorunlulukları bulunmaktadır. Evli çiftler de, uygulama çerçevesinde müşterek ihtiyaç birliği içinde sayıldıklarından, başvuru yaptıklarında tüm gelirlerini bildirmek zorundadırlar.

İkinci basamak işsizlik parası uygulaması Sosyal Kanun’un 2’nci Kitabı’nda düzenlenmiştir.

İkinci basamak işsizlik parası ödemeleri İş Ajansı ve belediyeler tarafından müşterek olarak yapılmaktadır. İş Ajansları işsizlik yardımı ve özel gereksinim durumlarına ilişkin ödemeleri üstlenirken, belediyeler, kira yardımlarını ve bir defaya mahsus ödemeleri karşılamaktadırlar. Ayrıca hak sahiplerinin yakacak ve elektrik masrafları da karşılanmaktadır. İkinci basamak işsizlik parası uygulaması çerçevesinde ayrıcalıklı gruplara ek ödemeler yapılmaktadır.

Örneğin, hamile kadınlara hamileliklerinin 13’üncü haftasından itibaren % 17, özürlü kişilere % 35, tek başına çocuk yetiştiren kişilere % 60’a kadar varan, daha fazla ödeme yapılmaktadır.

Diğer taraftan, hak sahiplerine bir defaya mahsus ödemeler de yapılmaktadır. Bunlar, yeni taşınılan bir evin mobilyasının ve mutfak eşyalarının, hamile kadınlar ve doğacak çocukları için gerekli giyim kuşamın, öğrencilerin okulla gittikleri seyahatlerin masraflarını karşılayan ödemelerdir.

MESLEKİ EĞİTİM

Mesleki eğitimden sorumlu kurumlar

Federal İş Ajansı meslek eğitiminden sorumlu en önemli Kurum’dur.( https://www.arbeitsagentur.de)

Diğer taraftan eyaletler eğitim alanında yetkili olduklarından buradaki eğitim daireleri eyalet içinde meslek eğitiminden yetkili kurumlardır.

Ayrıca esnaf odaları ve ticaret odaları meslek diplomalarının tanziminde yetki sahibidirler. Bunlar yetki alanları içindeki mesleklerin bitirme sınavlarını yapmakta ve diplomaları tanzim etmektedirler.

Mesleki eğitim sistemi

 

Almanya’daki meslek eğitim sistemi “dual (ikili) meslek eğitim sistemi” olarak adlandırılmaktadır.

İkili (dual) meslek eğitimi sistemi, isminden de anlaşılacağı üzere, meslek eğitiminin iki ayrı yerde gerçekleşmesine dayanmaktadır. Meslek eğitimi

1. İşletme içierisinde ve

2. Meslek okulunda

verilmektedir.

Bu tür bir melek eğitiminde hedef, okulda meslek eğitiminin kuramı öğrenilirken, işyerinde uygulamasının öürenilmesidir. Meslek eğitiminin süresi, öğrenilen mesleğe göre 2, 3 yıl arasındadır. Bu tür bir meslek eğitimi kural olarak herkese açık bir meslek eğitimidir. Ancak meslek eğitimi alanların büyük çoğunluğu orta okul diplomasının yanında, lise diplomasına da sahiptir.

Almanya’da hali hazırda 330 tanınmış meslek eğitimi türü bulunmaktadır.

İkili meslek eğitimi uygulamasında meslek eğitim yeri sunan işyeri, meslek eğitimi almak isteyen gençle, bir “meslek eğitimi sözleşmesi” bağıtlamaktadır.

Öğrenciler, en az 3 gün, en fazla 4 güne kadar işletmede, 2 gün de meslek okulunda eğitim almaktadırlar. İşletmeler, öğrencilerin meslek eğitimi masraflarını üstlenmekte ve bunlara ayrıca meslek eğitimi ücreti ödemektedirler. Meslek eğitimi ücreti, yıllara göre artırılmakta ve yaklaşık öğrenilen meslekte yeni işe başlamış çalışanlara ödenen ücretin 3/1’i kadardır. Eğitim sırasında öğrenciler haftada 2 gün meslek okuluna gitmekle zorunludurlar. Meslek okulları ücretsizdir.

İşyerlerinde verilen meslek eğitiminin çerçevesi bir meslek eğitim tüzüğünde belirlenmiştir. İşyerleri anılan Tüzüğe göre meslek eğitimini vermektedir. Meslek okullarında ise meslek eğitimi ders programına göre meslek eğitimi gerçekleşmektedir.

Örgün eğitim sistemi kapsamında mesleki eğitim

Yukarıda belirtildiği gibi, meslek eğitimi ikili olarak meslek okullarında verilmektedir.

Ayrıca, bazı alanlarda meslek liseleri de bulunmaktadır. Bunlarda da eğitim kural olarak dual sisteme göre yapılmaktadır. Ancak buradan mezun olanlar, istedikleri takdirde meslek alanlarında yüksek öğrenim de alabilmektedirler.

Kurumlar/Odalar, STK’lar vs. tarafından sağlanan mesleki eğitimler

Almanya’da Devlet meslek eğitimini vermekle yükümlüdür. Diğer taraftan, özel meslek eğitimi okulları da bulunmaktadır. Özel okullar genellikle, meslek eğitimi alırken başarısız olmuş, ya da okulu yarıda bırakmış öğrencilere yönelik kurumlardır. Bunların çoğu amme hizmeti yapmalarına rağmen kazanç amacıyla kurulmuş işletmelerdir.

Meslek eğitimi diplomaları ise, esnaf odaları ve ticaret odaları tarafından tanzim edilmektedir.