11 Aralık, 2018 - Salı




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla düzenlenen "Yaşlı Refahı İçin Yaşlı Hakları Konferansı"na katıldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Ankara Üniversitesi ile birlikte düzenlediği konferansta Bakanımız Sayın Zehra Zümrüt Selçuk da yer aldı.

Konuşmasına Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi başta olmak üzere konferansta emeği geçen paydaşlara teşekkür ederek başlayan Emine Erdoğan, "Yaşlıları hayatımızdan çıkarırken zengin tecrübelerini de kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Ne yazık ki kaybeden biz değil aynı zamanda çocuklarımızdır. Aile büyüklerinin olmadığı bir evde çocuklar da bu bilgelikten mahrum kalırlar. Oysa yaşlılarla yaşayan çocuklarda aidiyet duygusu gelişir” dedi.

Modern dünyaya yön veren kapitalist anlayışın, üretim ya da tüketim hayatında yeri olmayan yaşlılığı yok saydığını, hayatın dışına ittiğini, geniş aileyi küçülterek insanı yalnızlığa hapsettiğini ifade eden Emine Erdoğan, yaşlanmanın, güçten düşmekle, değersizleşmekle özdeşleştirildiğini belirtti. Emine Erdoğan, "Oysa bizim kültürümüzde yaşlanmak, başlanmaktır. Bilgelikle eşdeğerdir. Bu nedenle yaşlıların elini öper, başımıza koyarız. Çünkü onlar hürmet makamıdır. Her biri hayat denen o zor zahmetli yolculuğun bilgesidir, üstadıdır. Yaşam onlardan sorulur." diye konuştu.

Yaşlıların tecrübeleriyle rehberlik yaptığını vurgulayan Emine Erdoğan, "Yaşlıları hayatımızdan çıkarırken zengin tecrübelerini de kendimizden uzaklaştırmış oluruz. Ne yazık ki kaybeden biz değil aynı zamanda çocuklarımızdır. Aile büyüklerinin olmadığı bir evde çocuklar da bu bilgelikten mahrum kalırlar. Oysa yaşlılarla yaşayan çocuklarda aidiyet duygusu gelişir. Köklü bir çınarın meyvesi olduklarını hissederler. Bundan daha büyük bir zenginlik olabilir mi?" değerlendirmesini yaptı.

"YAŞLI NÜFUSU ÖNCELEYEN HİZMETLER İÇİN ÇALIŞMALIYIZ"

Türkiye'deki nüfus araştırmalarına işaret eden Emine Erdoğan, Türkiye'nin gittikçe yaşlanan bir ülke olduğunu, doğurganlık oranının azaldığını, yaşam süresinin uzamasıyla yaşlı nüfusun arttığını söyledi. Emine Erdoğan, dünya ortalamasının da benzeri bir tabloyu gösterdiğini bildirdi.

Dünya çapında 65 yaş üstü insan sayısının 2050'ye kadar şimdiki sayının neredeyse iki katına çıkmasının beklendiğini anlatan Emine Erdoğan, bu nedenle sosyal politikaların bu gerçeğe göre planlanması gerektiğine dikkati çekti.

Emine Erdoğan, çocuklar ve gençler gibi ak saçlı ihtiyarlara da hak ettiği değerin verilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Sağlık hizmetlerini belirlerken, tıpkı anne çocuk sağlığı gibi kırılgan bir kitleyi oluşturan yaşlı nüfusu da önceleyen hizmetler için çalışmalıyız. Yaşlı bakımı yeni bir disiplin olarak şekillendirilmelidir. Nasıl ki çocuk bakımı geleneksel annelik pratiğinden bir mesleğe dönüşmüşse yaşlı bakımı da değerlerimize ve kültürümüze uygun planlanmalıdır.

Devletimiz yaşlılarımız için huzurevlerini yüksek standartlara çıkarma noktasında yoğun bir çaba içindedir. Fakat ideal olan yaşlıların kendi doğal aile ortamında yaşamını sürdürmesidir. Bu konuda gerçekten çok yönlü bir çaba içinde olmamız lazım. Zira yaşlılarımızın evlatlarının gözetiminde bir hayat sürmesi onların hem fiziki hem de ruhi ihtiyaçları bakımından son derece hayatidir."

"AKADEMİK ÇALIŞMALARIN DA ARTIRILMASI GEREKİR"

Kuşaklar arası iletişimin sağlıklı şekilde yürümesinin sosyal açıdan güçlendireceğini belirten Emine Erdoğan, gençliğin enerjisinin yaşlılığın tecrübesiyle birleştiğini söyledi.

"Yaşlıları hayat alanından tecrit edip onları çaresiz bir yaşama terk etmek, topluma başka sıkıntılar olarak geri döner." diyen Emine Erdoğan, devletin, belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının sağladığı destek hizmetlerinden azami ölçüde yararlanmak gerektiğini kaydetti.

Emine Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ama sorumluluk alanına giren büyüklerimizi gözümüzün önünden ayırmamak bize yakışandır. Şehirlerimiz artık geleneksel mahalle yaşamından uzaklaşarak kapalı sitelerle şekilleniyor. Buna bağlı olarak yaşlıların sosyalleşme alanı da daralıyor. Yaşlılara sosyal faaliyet alanının açılması, seyahat, yürüyüş, sohbet gibi basit koruyucu tedbirlerle sorunlarının azaltılması gerekir. Şehirlerimizin yaşlı dostu hale gelmesi de belediyelerimizin sorumluluğunda bir konudur. Çevreden sağlığa, sosyal hizmetlerden eğitime çok yönlü ele almamız gereken yaşlılarımız için yapacaklarımızın sınırı yoktur. Yeni bir disiplin olarak yaşlılık hizmetleri konusunda akademik çalışmaların da artırılması gerekir. Yaşlanan nüfusumuzu ancak bu çabalarla iyi bir geleceğe hazırlayabiliriz."

"ÇOCUK SAYISININ AZALMASI AİLE İLİŞKİLERİNİ DE ZAYIFLATIYOR"

"Elbette yapmamız gereken önemli bir şey de yaşlanma oranlarını yavaşlatacak doğum teşvikidir." diyen Emine Erdoğan, genç nüfusun bir ülkenin en önemli gücü olduğunu bildirdi.

Emine Erdoğan, birçok ülkeye göre Türkiye'nin genç nüfusunun üstünlüğünün bulunduğunu hatırlatarak, bu gücü kaybetmemenin tek yolunun da doğurganlık oranının düşürülmemesi olduğunu belirtti.

Nüfus politikaları araştırmalarına değinen Emine Erdoğan, Türkiye nüfusunun 1923'ten 2050'ye kadar olan dönemde 7 kat arttıktan sonra durağan bir yapıya kavuşacağını anlattı.

Emine Erdoğan, 2050 sonrası genç nüfus ve onun ekonomik, psikolojik ve sosyal kazanımlarından mahrum bir ülke olunacağını, bu nedenle nüfus politikalarının bu öngörüye göre yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çocuk sayısının ikinin altına indiğinde doğurganlık oranının geometrik olarak azaldığını, üç çocuk ile ancak dengede kalınabildiğini dile getiren Emine Erdoğan, doğurganlık oranındaki düşüşün istense de kısa sürede artırılamadığını aktardı. Emine Erdoğan, Finlandiya'nın doğurganlık oranını 1,7'den 1,8'e 10-15 yılda çıkaramadığını gösteren araştırmalar olduğunu bildirdi.

Çocuk sayısının azalmasının aile ilişkilerini de zayıflattığının altını çizen Emine Erdoğan, "Çünkü teyze, dayı, hala, amca gibi geniş ailenin temel dinamikleri ortadan kalkıyor. Ailenin gücü azaldığında toplumun yükü daha da artıyor. Ne mutlu ki yaşlıların baştacı edildiği toplumumuzda aile büyükleri, hala evlatlarının ve torunlarının kuşattığı sevgi atmosferinde yaşayabiliyor. Sonuç olarak sadece nicelik olarak değil, temeli sevgi ve saygıya dayanan nitelikli insanlardan oluşan bir toplum var etmek temel hedefimiz olmalıdır." ifadesini kullandı.

"YAŞLILARIMIZ GÖZÜMÜZÜN NURUDUR"

"İnsanoğlu doğum ile ölüm arasında iki kapılı bir handa gündüz gece giden yolcudur." diyen Emine Erdoğan, asıl olanın bu hayatın gerçek anlamını fark etmek ve insana değer vermek olduğunu belirtti.

Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Nasıl ki çocuklarımız gözbebeğimizdir, yaşlılarımız da gözümüzün nurudur. Onlara gereken değeri vermek, bizi insan kılar. Kendi yaşlılarını ilgisizliğe terk eden fakat hayır faaliyeti adı altında koşuşturan insanlar görürüz. Oysa her şey evimizde başlar. Kendi yaşlımızı, engellimizi, çocuğumuzu mutlu etmeden topluma huzur getiremeyiz."

Konferansın yaşlılar için gereken hizmetlerin planlanmasında topluma ışık tutacağına inandığını vurgulayan Emine Erdoğan, konferansa fikirleriyle katkı veren tüm hocalara şükranlarını sunarak konuşmasını tamamladı.

“YAŞLI NÜFUSUMUZU YAŞAYAN HAZİNELERİMİZ OLARAK ADDEDİYORUZ”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da konferansta yaptığı konuşmada Allah'ın ömür verdiği takdirde, herkesin bir gün yaşlılığın ne demek olduğunu tecrübe edeceğine işaret etti. Dünya nüfusunun yüzde 8,9'unu 65 yaş ve üstü bireylerin oluşturduğunu aktaran Bakan Selçuk, dünyada yaşlı nüfusundaki artışın Türkiye'ye de yansıdığını söyledi.

Bakan Selçuk, TÜİK tarafından 2017 yılının sonunda yayınlanan verilere göre, Türkiye'de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun son 5 yılda yüzde 17 oranında artarak, 6 milyon 900 bin kişiye ulaştığını vurgulayarak, bu artışı, Türkiye'nin zengin insan kaynağı içerisinde nüfusu nicelik bakımından olduğu kadar nitelik bakımından da değerli kılan unsurlar olarak gördüklerini ifade etti.

"Bizler, gittikçe yaşlanan dünyada sahip olduğumuz yaşlı nüfusumuzu, yaşayan hazinelerimiz addediyoruz. Bu oranlar, hizmet politikalarımızdaki ve icraat yelpazemizdeki istikrarlı gelişimi de beraberinde getiriyor." diyen Bakan Selçuk, hükümet ve bakanlık olarak, gençliklerini çalışarak, üreterek, ülkeye ve millete hizmet ederek geçiren büyüklerin hayatlarının geri kalanını hiç kimseye muhtaç olmadan ve insan onuruna yakışır şekilde yaşayabilmelerini sağlamayı temel vazife saydıklarını bildirdi.

Bakan Selçuk, sözlerine şöyle devam etti:

"Yaşlılığı, insanı öteleyen, yalnızlığa iten, olumsuz bir kavram olarak değil, bilakis, toplumumuza yön veren, bizleri dünyada insani değerler bakımından ayrıcalıklı bir konuma yükseltecek, geleceğe ve geleceğin nesline ışık tutacak bir meşale olarak görüyoruz. Yaşlılık yoksunluk değil, aksine bir kazanımdır. Yaş almak, bilgelikle, deneyimle, hayatla dolup taşmak. Bu bakış açısıyla temellenmiş AK Parti hükümetlerinin bütüncül yönetim anlayışı, her alanda olduğu gibi, büyüklerimizin yaşam şartları konusunda da refahı ve üst düzey hizmet anlayışını beraberinde getirmekte. Sosyal hayattan temel yaşam koşullarına, emekli aylıkları ve sosyal güvenceden evde bakım hizmetlerine dek, yaşlılarımızın toplumsal hayattan kopmamasını sağlayacak hemen her alanda birçok projeyi ve programı uygulamaya aldık. Bugün Bakanlığımız bünyesinde uygulanan Yaşlı Destek Programı kapsamında büyükşehir belediyelerimizin yaşlılara yönelik evde bakım ve destek projelerine büyük katkılar sağlıyoruz. Bakıma muhtaç, engelli durumuna gelmiş olan ve kurum bakımı talep etmeyen yaşlılarımıza aylık, asgari ücret tutarında evde bakım ücreti imkanı sağlıyoruz."

“HUZUREVLERİNDE 25 BİNİ AŞKIN VATANDAŞA HİZMET VERİLİYOR”

Bakan Selçuk, kamuya, özel sektöre ve vakıflara bağlı toplam 394 huzurevinde koruma ve bakıma ihtiyaç duyan 25 bin 394 vatandaşa hizmet verildiğini, bu vatandaşlardan 4 bin 741'inin Bakanlığa bağlı huzurevlerinden ücretsiz yararlandığını anlattı.

Bakanlığa bağlı 503 kişi kapasiteli Darülaceze'de 458 yaşlıya da hizmet sunduklarını belirten Bakan Selçuk, "Geleceğimizin inşacısı büyüklerimize sağladığımız yaşam alanlarını, onları dört duvar arasına hapseden yapılar olmaktan çıkararak, sosyal, kültürel, hobi faaliyetleri düzenliyor ve yaşlılarımızın bu faaliyetlere katılımlarına özel önem veriyoruz." dedi.

Bakan Selçuk, sosyal güvence şemsiyesi altında 2002'de 6 milyon 500 bin kişinin emekli aylığı aldığını, 2018 Haziran ayı itibarıyla bu sayının 12 milyon 500 bine ulaştığını bildirdi.

"YAŞLILAR AKTİF OLARAK HAYATTA YER ALACAK"

Bakan Selçuk, 2007'de "Türkiye'de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı"nı, 2013'de de "Ulusal Yaşlanma Uygulama Programı"nı başlattıklarını anımsatarak, "Hazırlık aşamasında olduğumuz 'Aktif Yaşlanma Strateji Belgesi' ile vatandaşlarımızın hayatın her alanında aktif olarak yer almalarını, sağlıklı, mutlu bireyler olarak yaşam sürmelerini hedefliyoruz." ifadesini kullandı.

Özellikle vicdani ve insani meseleler söz konusu olduğunda bütün imkanlarını ve enerjisini harcayarak, hiçbir şekilde desteğini esirgemeyen, her daim öncülük eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a teşekkür eden Bakan Selçuk, şunları kaydetti:

"Ne mutlu bize ki tecrübeyi en büyük öğretmen kabul eden, büyüğüne, ecdadına saygıyı en büyük erdem addeden bir geleneğin temsilcileriyiz. Ve yine, ne mutlu bize ki yediden yetmişe halkının her bir kesimi için alın teri döken, gecesini gündüzüne katan bir Cumhurbaşkanına, yaptığı her hizmeti lütuf olarak değil, hakkın teslimi olarak gören bir hükümete sahibiz. Tabii bizler bu bakış açısını, saygıyı, sevgiyi, edebi ve hürmeti yine siz büyüklerimizden öğrendik. Hiç kuşkusuz bugün sahip çıktığımız tüm değerlerin hala yaşıyor olmasında en büyük pay sizlerin. Sosyal devlet anlayışıyla sürdürdüğümüz bu bilinç ve hassasiyetimizin gelecek nesillere de örnek teşkil edeceğini düşünüyorum. 'Geçmişi olmayanın geleceği de olamaz.' düsturuyla hareket ediyor, sizlerden aldığımız ilhamı yeni kuşaklara aktarmaya gayret ediyoruz. 1 Ekim Yaşlılar Haftası'nın, gölgesinde dinlendiğimiz tüm ulu çınarlarımız başta olmak üzere, ülkemize, milletimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum."

EMİNE ERDOĞAN’A ATIK MALZEMELERDEN YAPILAN KIZ KULESİ HEDİYE EDİLDİ

Çubuk Abidin Yılmaz Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakini Ahmet Koç, Emine Erdoğan'a atık malzemelerden yaptığı kız kulesini takdim etti.

Konferansa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, eski Devlet Bakanı Güldal Akşit, İstanbul Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi'nde “Oya Anne” olarak bilinen Oya Kayacık da katıldı.

Konuşmaların ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı huzurevi sakinlerinin kendi ürünlerinin yer aldığı standları gezdi.










© 2018 - | T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
Emek Mahallesi 17. Cadde No:13 Pk: 06520 Emek / ANKARA