Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, "Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmı, Türkiye'nin güçlü büyümesinden ve gelişmesinden son dönemde ciddi rahatsızlık duyuyor. Bunu özellikle 2013 Gezi olaylarından itibaren çok net gözlemleyebiliyoruz. Türkiye aleyhine olabilecek bütün gelişmelerin arkasında ya destekçi olarak var ya organizatör olarak varlar." dedi.

Müezzinoğlu, katıldığı Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"Hollanda ve Almanya başta olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinin bakan ve siyasetçilerimize karşı demokrasiye yakışmayan engellemeleri oldu. Bu engellemeler neden yapılıyor?" sorusuna Müezzinoğlu, "Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmı, Türkiye'nin güçlü büyümesinden ve gelişmesinden son dönemde ciddi rahatsızlık duyuyor. Bunu özellikle 2013 Gezi olaylarından itibaren çok net gözlemleyebiliyoruz. Türkiye aleyhine olabilecek bütün gelişmelerin arkasında ya destekçi olarak var ya organizatör olarak varlar." yanıtını verdi.

Hollanda ve Almanya'nın PKK'ya geçmişten beri ciddi destek verdiğini ifade eden Müezzinoğlu, şunları söyledi:

"Buradaki temel duruşları şu, Türkiye onların kontrol edebileceği bir ülke olmalı. Ekonomisiyle, demokrasisiyle daha önce olduğu gibi idare edebilecekleri, yönetebilecekleri, yeri geldiğinde müdahale edebilecekleri bir sistem olmasını istiyorlardı ama Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'yi kurduğu gün, Türkiye kamuoyuna 14 Ağustos 2001'de söylediği bir cümle vardı. 'Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.' cümlesi. Sonra bu cümle 2008'lerden sonra 'Dünyada da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.' cümlesine dönüştü. Çünkü 'One minute' cümlesini söyledi, BM'ye gitti 'Dünya 5'ten büyüktür.' dedi, Türkiye adına büyük hedefler koydu. 'Dünyanın ilk 10 ekonomisi olacak.' dedi. İşte Avrupa'yı en çok rahatsız eden bu, dünyanın en güçlü ilk 10 ekonomisi olma yolundaki bir Türkiye."

Müezzinoğlu, siyasi istikrar bozulmadığında, ekonomik istikrarın da bozulamayacağını belirterek, siyasi istikrarın bozulması, Türkiye'nin olması gereken yerde tutulması için Gezi olayları, 17-25 Aralık, 7 Haziran seçimlerindeki organizasyon ve FETÖ'nün darbe girişiminin gerçekleştirildiğini hatırlattı.

"Onlar, Matematik Medeniyetinin Mensupları"

"Son dönemece girdi Türkiye. Çünkü istikrarın artık kolay kolay bozulamayacağı bir sistem değişikliğine gidiyor." diyen Bakan Müezzinoğlu, millet, milli irade adına güçlü bir sistemin geldiğini kaydetti.

Söz konusu ülkelerin, "Hayır" kampanyasına destek olmaya çalıştığını anlatan  Müezzinoğlu, Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da, Avrupa'daki "Evet" kampanyasının önünün kesilmeye çalışıldığını, bunun için de akla, hayale gelmeyecek, hukukla, insan haklarıyla, demokrasiyle, ifade, hareket özgürlüğüyle alakası olmayan, iki yüzlü bir tavrın sergilendiğini bildirdi.

Müezzinoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Onlar, matematik medeniyetinin mensuplarıdır. Matematiklerini, bu seçimler falan bittikten sonra, büyük Türkiye'nin gücünü ve dinamiğini yeniden masaya yatıracaklardır ve o matematik onları yeniden daha suhuletli, daha reel siyaset yapmaları gerektiğini onlara gösterecektir. Türkiye bu yolcuğundan vazgeçmeyecek, güçlü ve istikrarlı yolculuğunu yapacaktır. Siyasi istikrarın arkasındaki en büyük güç, millet iradesidir. AK Parti'nin de en büyük dayanağı kurulduğu günden bu güne hep millet. Bundan sonra da yine milletle beraber gidecek, milletin hak ve hukukunu koruma yönünde asla taviz vermeyecek. Bu içerideki güç odaklarına nasıl herhangi bir taviz verilmeden milletin hakkı korunduysa, dışarıdaki güç odaklarına karşı da duruşumuz son derece açık, net, dik oldu. Dik olmaya da devam edecek."

"Halkın Yüzde 90'ı Karar Vermiş"

"Anayasa değişiklik paketi için yapılacak halk oylamasına sayılı günler kaldı. Siz de bu kapsamda birçok ili ziyaret ediyorsunuz ve vatandaşlarla bir araya geliyorsunuz. Halk oylamasının sonucuyla ilgili bir tahmininiz veya elinize ulaşan bir anket sonucu var mı?" sorusu üzerine Bakan Müezzinoğlu, şu yanıtı verdi:

"Halkın büyük bir kesimi, bana göre yüzde 90'ı, kendi içinde kararını vermiş ve bu anlamda bir 'Evet' diyen kitlenin çok büyük kesimi kararını netleştirmiş ve özünü yakalamış. Yani özü itibarıyla burada daha güçlü bir sistem, millet, demokrasi, hukuk devleti adına toplumun yüzde 50'sinden fazlasının vicdanının sesinin yansıdığı ve özü itibarıyla cumhurun, cumhurbaşkanına yetkileriyle birlikte destek, güç verdiği, sonra da hesap sorduğu güçlü bir sistem geliyor. Bunu kavramış ve buna ait kararı 'Evet' olarak netleştirmiş." 

Müezzinoğlu, "Türkiye'de millet iradesi zaman zaman Cumhuriyet'in kuruluş felsefesiyle ilgili sıkıntılar oluşturabilir, dolayısıyla bu yetkileri cumhura, çoğunluğa vermek sıkıntı olur, belirli vesayet odaklarında durmasında yarar var, bunun otokontrolünün yapılması gerekir." diyen kitlenin ise "Hayır" yanıtını verdiğini anlattı.

Henüz sistemin özünü yakalamamış, "Tek adamlığa karşıyım" diyen yüzde 10'luk bir kitlenin de bulunduğunu belirten Müezzinoğlu, "Soruyorum sokakta, 'Başbakan, ilçe belediye başkanı, mahalle muhtarı tek değil mi?' Dolayısıyla bir noktada iş, gelecek bir kişiye yetki verilecek. Cumhur adına bir kişinin yetkisi olacak, o da cumhurbaşkanı, icraatlarını yapacak, günü gelecek hesap soracak. Mahalle muhtarından, ilçe belediye başkanından nasıl hesap soruyorsan, günü geldiğinde analizini yapıp, değerlendiriyorsan, cumhurun başkanı olarak da onu..." diye konuştu.

"Yüzde 10'luk Kitle Slogan Cümlelere Takılmış"

Koalisyon hükümetlerinde kaç başbakanın değiştiğinin görüldüğünü ifade eden Müezzinoğlu, "Dönüşümlü başbakanlıklar... 7 Haziran'ı hatırlayın, Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki 'Sayın Bahçeli buyur sen başbakan ol.' Peki milli irade, Sayın Bahçeli'ye mi 'Buyur, sen başbakan ol.' demişti? Bu anlamda 'Hayır' diyen kesimin kararlılığı var, 'Evet' diyen kesimin kararlılığı var. Yüzde 10'luk da bir kitle slogan cümlelere takılmış, tek adam." dedi.

Müezzinoğlu, 18 yaşındaki kişilerin milletvekili seçilebileceğine ilişkin düzenlemeye dair eleştirilere de değinerek, şu görüşlerini paylaştı:

"Çoluk çocuk Meclise mi girecek? Benim en çok üzüldüğüm kısım bu. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği yanlış, özü itibarıyla yalan. CHP gibi bir siyasi partinin Genel Başkanı çıkıyor diyor ki 'Kendi çocuklarını 2 yıl sonra milletvekili emeklisi yapacaklar.' 14 yıllık siyasi hayatımızda böyle bir şey yok. 14 yıllık sosyal güvenlik yasal düzenlemelerimizde böyle bir şey yok. Tam aksine onların döneminde bozulan Sosyal Güvenlik Kurumu'nu, şimdi sağlıklı yürüyecek bir Sosyal Güvenlik Kurumu haline getirmeye çalışıyoruz. Gününü doldurup da yaşını doldurmayan, bugün de kamuoyunda karşımıza çıkan yaşa takılan, çalışan kardeşlerimiz var. Gün olarak hak etmiş, yaş olarak bekliyor. Kaçı? 47, 55, 57'yi. Bunu bekleyen milletvekilleri de var. CHP'lisi ile MHP'lisi ile AK Parti'lisi ile bekleyecekler. Sağlıklı yürüyen sosyal güvenlik sistemini kurgulamamız lazım."

"Milletin Değerlerine Uygun Yaparsanız Başarırsınız"

İnsanları kandırma niyetiyle sığ, yalan cümlelerin söylendiğini vurgulayan Müezzinoğlu, "Kim olursa olsun, ister milletvekili, ister cumhurbaşkanı, ister başbakan, ister bakan, yaşını ve gününü doldurmadan emekli olma şansı yok. Bizim için 56, 57, 58'lerde ama ilk defa milletvekili olacaklar için sistem asla 60'dan önce erkekleri, 58'den önce de kadınları emekli yapmayan bir sistemimiz var." dedi.

"Milletvekili olanların askerlikten kurtarılacağı" yönünde de bir iddianın bulunduğunu anımsatan Müezzinoğlu, "AK Parti olarak sistemimizde üç dönemden fazla milletvekilliği sistematiği yok. Siyaseti milletle beraber, milletin değerlerine uygun yaparsanız başarırsınız. Onun için AK Parti 14 yıldır tek başına iktidar ve iktidarda kalıcı olmanın stratejilerini koyuyor. Niye? Milletin beklentilerini, değerlerini, hak ve hukukunu merkez alma anlayışı." ifadesini kullandı.

"Kayıt dışı istihdam oranını yüzde 33'lere düşürdünüz. Bu konuda rakamın daha da düşmesi için hangi adımları atacaksınız?" şeklindeki bir soru üzerine Müezzinoğlu, kayıt dışı istihdamın, sosyal güvenlik aktörleri ve dengeleri açısından hayati konulardan biri olduğunu belirtti. 

İktidara geldiklerinde yüzde 52 olan kayıt dışı istihdam oranının yüzde 33'e düşürüldüğünü ifade eden Müezzinoğlu, her bir puanlık düşüşün yaklaşık 2 milyar liraya karşılık geldiğini bildirdi.

Kayıt dışılığın, kayıt içinde olanı tahrik eden, zora sokan negatif etkisi olduğunu vurgulayan Müezzinoğlu, kayıt içinde olan işverenin bir taraftan dünyayla rekabet ettiğini bir taraftan da istihdamın ilave yükünü meşru zeminde kalmak için taşımaya çalıştığını kaydetti.

Bakan Müezzinoğlu, kayıt dışı istihdamla mücadeleyi önemsediklerini, hakkaniyetsizliklerin ve mağduriyetlerin bulunduğunu vurguladı.

"Hedefimiz Kayıt Dışı İstihdam Oranını Yüzde 25'e Düşürmek"

Bugün yapılacak Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu'nun da konu başlığının kayıt dışı istihdam olduğunu bildiren Müezzinoğlu, şunları söyledi:

"Her yıl yaklaşık 60 milyar kaybımız var. Çok büyük bir rakam. Bu 60 milyarın biz büyük bir çoğunluğunu güçlü bir mücadeleyle almamız lazım. İlk hedefimiz bunu yüzde 25'lere indirebilmek. Bu konuda çok yönlü bir kampanya için hazırlık yapıyoruz. Şu anda istihdama verdiğimiz teşvikler, düzenli primlerini ödeyenlerin primlerini beş puan düşürmüş olmamız, bu mücadele sonrası primleri daha da düşürebilme, buradaki kayıt içiliği artırabilmemizle alakalıdır. Kayıt içiliği artırdığımız her başarı öbür taraftaki yükü azaltmamız için bize imkan verecektir. Çok yönlü, yaygın bir mücadeleyi işverenlerimizle sivil toplum örgütlerimizle diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızla birlikte vereceğiz. Kayıt dışılıkta yüzde 25'lerin altındaki hedefi kısa sürede yakalamayı arzu ediyoruz."

Avrupa ülkeleriyle ve diğer ülkelerle karşılaştırıldığında kayıt dışı istihdam oranında Türkiye'nin durumunun sorulması üzerine Müezzinoğlu, Avrupa'da bu oranın yüzde 15 merkezli olduğunu açıkladı.

Halk oylamasına sunulacak anayasa değişikliğiyle milletvekilli seçilme yaşının 18'e düşürüleceğini anımsatan Bakan Müezzinoğlu, Mecliste 600 milletvekilinin arasında 22, 23, 25 yaşlarında gençlerin olabileceğini, ileride onlar arasında dünya çapında siyasetçilerin de çıkabileceğini kaydetti. 

Müezzinoğlu, "AK Parti olarak şunu diyoruz, 18 yaşında seçme hakkını verdiysek seçilme hakkını da verelim.  Biz buradan istiyoruz ki Recep Tayyip Erdoğanlar çıksın. Ama onlar korkuyor Kılıçdaroğulları çıkacak diye. O korku dolayısıyla gençlere 'Ey genç kendini inkar et, hayır de' diyor. Niye kendini inkar etsin? İster siyasetçi olur, ister olmaz. Hakkını cebine koysun. Hakkını niye Kılıçdaroğlu'nun cebinde tutuyor ki." ifadelerini kullandı. 

Milletvekili, belediye meclis üyesi, belediye başkanı, muhtar adayı olma hakkını gençlerin başkasının cebinde tutmaması gerektiğini vurgulayan Müezzinoğlu, "8 milyon genç kardeşime haklarını cebine koymasını tavsiye ediyorum. Geleceğe de sımsıkı sahip çıksınlar ve kendi hakları olan bir konuda, kendilerini kandırmak isteyenlere de 'hadi oradan' desinler." diye konuştu. 

"Bu Kadar Yalanla Bir Yere Varılmaz" 

Bakan Müezzinoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişikliğinde milletvekili seçilme yaşının düşürülecek olmasına yönelik eleştirileri ve "18 yaşında milletvekili olacak, sonra da iki yılda emekli olacak." sözlerinin anımsatılması üzerine, "Yanlış, artık kelime tam oturuyor, resmen bilerek söylüyor. Sayın Kılıçdaroğlu burada kesinlikle bilerek duygu sömürüsü ve istismar yapıyor ama bu kadar yalanla bir yere varılmaz." karşılığını verdi.

CHP'li, MHP'li, AK Parti'li arkadaşlarının kendisine gelip 'Sayın Bakanım biz yaşa takılıyoruz' dediğini anlatan Müezzinoğlu, gününü dolduran ama yaşa takılan vatandaşlara sistemin doğru kurgulanması açısından "Ne olur sabırlı ol." dediklerini ifade etti. 

Günümüzde Avrupa, OECD ülkelerinin ortalama emeklilik yaşının 72 olduğuna işaret eden Müezzinoğlu, Türkiye'de ise yeni 52 olduğuna dikkati çekti. 

Müezzinoğlu, "2036'da erkekler 60'dan, kadınlar da 58'den önce olamayacak bir sisteme kademe kademe gidiyoruz ki emeklimizi insanca yaşayabilecek koşullara taşıyalım." ifadelerini kullandı.

Daha önce 33, 38 yaşında emekli olanları duyduğunu belirten Müezzinoğlu, 33 yaşında emekliliğin ortaya çıktığı bir sistemin sürdürülmesinin mümkün olmadığını vurguladı. 

Müezzinoğlu, 2008'de yapılan düzenlemeyle emeklilik yaşının ilk defa SGK'ya kaydolduğu güne göre değiştiğini anımsatarak, "Bir kısım insanımız 47-48 yaşı beklerken, bir kısım insanımız da 56-57'yi bekliyor. Dolayısıyla burada herkes için şu yaş yok ama gününü doldurduktan sonra sigortalılık tarihine göre bir yol haritası çıkıyor." diye konuştu. 

Bakan Müezzinoğlu, 2019'da 18 yaşında olan bir kişinin milletvekili olması durumunda 60'lardan önce emekli olma şansının "sıfır" olduğunu kaydetti. 

Halk oylaması sürecine yönelik anket tahminlerine yönelik olarak da Müezzinoğlu, "Bu anketleri, tahminleri değerlendirme olarak masa başında genel merkezimiz yapıyor. Evet pozisyonu, cumhurbaşkanlığı sistem değişikliği vatandaşın vicdanında güçlü ve saygın yerini almış." değerlendirmesinde bulundu. 

Büyükanne Projesi

Bakan Müezzinoğlu, "Büyükanne Projesi" kapsamında maaş alacak büyükannelerin belirlenip belirlenmediği ve maaş oranına yönelik soruya karşılık, bu projenin "milli bir proje" olduğunu vurguladı. 

Doğum yapmış anneyi korumak, aileyi güçlendirmek, büyükanne-torun ilişkisinde ailenin sosyolojik gücüne destek vermek, kadın istihdamda kalıcılığına destek vermek gibi amaçlarla projenin hayata geçirildiğini anlatan Müezzinoğlu, "Çok önemli ve stratejik bir projeyi pilot uygulama olarak başlattık. Asgari ücretin üçte biri gibi bir rakamı büyükanneye uygun gördük. Bu bir emek hakkı değildir. Bu bir ödül, ikramiye, destektir." diye konuştu. 

Büyükannelerin neredeyse yüzde 90'ının sağlanacak destekle torunlarına hediye almayı, bankada hesap açarak bu parayı torunu için biriktirmeyi planladığını bildiren Müezzinoğlu, "Hiçbir büyükannemizin derdi oradan para kazanmak değil. Derdi, torununa, evlatlarının evladına destek olmak." ifadelerini kullandı.

Bakan Müezzinoğlu, yarı zamanlı çalışma hakkının da tanındığını anımsatarak, sistemde annelerin sabah gidip öğlen işten dönmesinde servis sıkıntısı yaşandığını, bir gün işe gidip ertesi gün izin yapması durumunda da özellikle özel sektörde kadının istihdam gücünü zayıflatacağını aktardı. 

Burada çıkış yolu olarak "Büyükkanne Projesi"ni geliştirdiklerini vurgulayan Müezzinoğlu, "Türkiye genelinde  10 ilde, Sakarya, Konya, Tekirdağ, İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya, Ankara, Kayseri ve Gaziantep'te 6 bin 500 aileyi tespit ettik." diye konuştu.

Destek almaya hak kazananlar açıklandı 

Müezzinoğlu, 10 ilde destekten faydalanmaya hak kazanan birer anne ve büyükannelerin isimlerini şöyle sıraladı: 

"Anneler, Ankara Zehra Özdemir, Antalya Selma Asrık, Bursa Rukiye Öztürk, Gaziantep Ayfer Altıparmak, İstanbul Fatma Pekcan, İzmir Tülay Erdoğan, Kayseri Meral Ayan, Konya Hatice Dalkılıç, Sakarya Elif Tanaş ve Tekirdağ Yağmur Altun. Şu andan itibaren bizim internet sayfamızda bütün iller, bazı illerimiz bin anne, bazı illerimiz 500 anne, listeleri şu andan itibaren görebilecekler. Buradan otomasyonun düğmesine basmış olduk. 

Büyükanneler ise Ankara Keziban Gökkaya, Antalya Cemile Gedik, Bursa Hatice Öztürk, Gaziantep Zöhre Altıparmak, İstanbul Hacere Çetin, İzmir Kibar Erdoğan, Kayseri Perihan Ayan, Konya Sefa Selek, Sakarya Leyla Tanaş, Tekirdağ Çimen Altun. Büyükannelere ve ailelere hayırlı olsun." 

"En Düşük Gelirli Aileden Yukarıya Doğru Tercihler Yaptık" 

Bakan Müezinoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye İşverenler Sendikası, Türk-İş, Hak-İş, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, İzmir Ticaret Odası ile Abdi İbrahim İlaç Sanayi Anonim Şirketi'nin 6 bin 500 büyükannenin aylık desteklerinin yüzde 50'sini karşılayacağını belirterek, bu desteklerinden dolayı kurumlara teşekkür etti. 

Kalan yüzde 50'lik kısmı da İŞKUR olarak üstlendiklerini anlatan Müezzinoğlu, şöyle devam etti:

"Bu güçlü bir proje. 6 ay sonra değerlendireceğiz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız bu ailelerin aylık takibini yaparak bunu bir hükümet projesine dönüştürüp dönüştürülemeyeceğinin değerlendirmesini yapacak. Aksayan yönleri, daha geliştirilmesi gereken yönleri de çıkarsa süreç içinde bunları tamamlayarak inşallah bu milletin istihdamdaki annelerinin hem istihdamda kalmaları hem de aile bütçesine destek sağlamaya devam etmeleri hem de evlatlarının güvenli, emin ellerde olmasını, evlatlar için de aile kültürünün aktarılmasının zenginliğini yaşayacakları güzel, milli bir proje olacağı kanaatindeyim. Hayırlı, bereketli olsun." 

Bakan Müezzinoğlu, projenin şartlarına yönelik de müracaatta iki asgari ücretin veya üç asgari ücretin altında aile geliri olmasını baraj olarak aldıklarını kaydetti. 

Annenin geriye dönük en az bir yıl sigortalı olma sürecinin olması gerektiğini belirten Müezzinoğlu, "Burada alttan yukarıya doğru, en düşük gelirli aileden yukarıya doğru tercihler yaptık. Bunun dışında belirli puanlamalar verdik. Sendikalıysa veya birinci, ikinci, üçüncü doğumsa, normal, sezaryen doğumsa bunlara ilave puanlar vererek... Her kesimden temsilin olabileceği, yani analiz yapabilelim ama burada birinci çocuğu olanların, ikinci çocuğu olanların oranı, üçüncü çocuğu olanların oranının birbirine yakın olmasına dikkat ettik." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Müezzinoğlu, büyükanneler için aylık 425 lira verildiğini açıkladı.

 

"Şu ana kadar kaç emekli promosyon ücretini cebine koydu ve şu ana kadar almamış olanların yapması gereken idari bir işlem var mı?" soruları üzerine Bakan Müezzinoğlu, emeklilerin promosyon konularının 4-5 yıldır gündemde olduğunu belirtti.

 Bakanlık olarak, kendilerini ilgilendiren en önemli konulardan birinin emeklinin hakkını sorunsuz bir şekilde teslim etmek olduğunu anlatan Bakan Müezzinoğlu, "Hatırlarsanız uzun emekli maaş kuyrukları vardı. Bankada para bitti yarın gel denilen süreçler bitti. Kars'ın en ücra köşesindeki bir köy ile Edirne'nin bir köyünde yaşayan emeklimiz de istiyorsa evine alıyor, PTT'den istiyor ve maaşı günü gününe eline geçiyor. AK Parti olarak bunu başardık." diye konuştu.

Müezzinoğlu, yapılan tüm iyileştirmeler sonucunda çok daha farklı konuların gündeme gelmeye başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bankada hesabı olan herkes bir promosyon, memura promosyon 'o zaman emekliye neden promosyon yok?' dediler. Bu sefer emeklilerimizi dernekleriyle bu işi çözemeyince bunu hükümetten bekledi. Sağ olsun o zamanki bakanımız Sayın Süleyman Soylu Bey bunu ciddi anlamda bankalarla görüştü, pazarlıklar yaparak bir noktaya getirdi. Sonra konuyu biz devraldık. Bakanlığımın ilk 3-4 ayında çalışmaların yarıdan fazlası buraya gitti. Baktım ki emeklilerimizin beklentileriyle bankaların verecekleri reel rakamlar birbirinden çok farklı. O zaman devreye Sayın Başbakanımızı koyduk ve sağ olsun yardım etti ve aralık ayı itibariyle bin liranın altında emekli maaşı alanlara 300 lira, bin ile 2 bin lira arası olanlar 375 lira ve 2 binin üzerinde olanlar da 450 liralık promosyon alacaklar diye protokolü imzaladık."

Bankaların bu konuda emeklilere hiçbir şart getirmemesi konusunda da görüşmelerinin olduğunu aktaran Müezzinoğlu, "İmzalanan protokol dışında bankaların emeklilere hiçbir şart getiremeyecek. Şu ana kadar 4 milyonun üzerinde emeklimiz promosyonunu aldı. Tabii 11 buçuk milyon onların planlaması ve ödemelerinin planlarının yapılması için biz onlarla anlaşırken de bunu 'mart, nisan, mayıs aylarında ödenecek' dedik ve öyle de oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Müezzinoğlu, şu anda mart ayının ortasında olunmasına rağmen, 4 milyon emeklinin promosyonunu aldığına işaret ederek, bu konuda fedakarlık gösteren tüm bankalara da teşekkür etti.

"Tek bir vatandaş sosyal güvence dışında kalmamalı"

"Sigortalılığı sona eren çalışanların sağılık hizmetinden faydalanabilmeleri için yapılan çalışma ne zaman yürürlüğe girecek ve kaç kişiyi ilgilendiriyor?" sorusu üzerine, Müezzinoğlu, "AK Parti dönemlerinin en büyük devrimsel dönüşümlerinden biri, vatandaşlarımızın tamamının genel sağlık sigortası kapsamı içine alınmasıdır. Bunun da 2008'de yasal düzenlemesini yaptık." dedi.

"Tek bir vatandaş sosyal güvence dışında kalmamalıdır." diyen Bakan Müezzinoğlu, yeni doğmuş bir çocuğun 18 yaşına kadar devlet güvencesinde bulunduğunu, genel sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılandığını ifade etti.

Kapsam dışında kalabilecekler için de 2008'de dört tespit çalışması yapıldığına işaret eden Müezzinoğlu, şunları söyledi:

"Herhangi bir sigortası olmayan gelir testine gidecek, gelir düzeyin 2 asgari ücretten fazlaysa aylık 426 lira ücret ödeyerek genel sağlık sigortası kapsamına girecek. Gelir düzeyi 2 asgari ücretin altında ise bu 213 lira genel sağlık sigortası primi ödeyecek. Asgari ücretin 3'te biriyle asgari ücret arasındaki bir geliri de varsa bu da 71 lira ödeyecek. Asgari ücretin 3'te birinden daha az ise bunu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı üstlenecek ve genel sağlık sigortası kapsamı dışında kimse kalmayacak."

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının geliri asgari ücretin 3'te birinden az olanları "Yeşil Kart" sistemiyle tespit ettiğini belirten Müezzinoğlu, gelir testine itirazlar ve yaptırılmasının zorluğu nedeniyle sağlık bir sistem kurgulayamadıklarını kaydetti.

"Geliri düşük 7 milyon vatandaş var"

Müezzinoğlu, sorunlar nedeniyle gelir testinin kısmen kaldırıldığını ve genel sağlık sigortası kapsamı dışında kalan herkese tek bir prim ücreti getirdiklerini vurgulayarak, "Bu büyük dönüşümün boşta kalan ayağı, mağdur olan kimse tamamen mağduriyetten kurtuluyor. Hiç gelir testine gitmeden aylık 53 lira, rakam son derece düşük. Aylık 53 liralık genel sağlık sigortası primini ödeyerek aile düzeyinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek." diye konuştu.

Sigorta için aylık 53 lirayı da ödeyemeyenlerin gelir testine gireceğini bildiren Bakan Müezzinoğlu, 53 lira ödeyemeyen kişilerin primlerinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca yatırılacağını aktardı.

Sosyal güvencesi olmayan, geliri düşük 7 milyon vatandaş olduğunu anlatan Müezzinoğlu, Genel Sağlık Sigortası'nda 426, 213 ve 71 liralık üç farklı prim yerine, 53 liralık prim uygulanacağını vurguladı.

Müezzinoğlu, "Bunları şimdi hepsini 53 liradan hesaplayacağız ve o çıkan rakam farz edelim bir buçuk yıldır borçlanmış, 53 çarpı 16 ay, önümüzdeki 12 aya da üzerine hiçbir yük bindirmeden, 12 aya taksitlendirerek ödeyebilecek. Bu dönüşümle artık Türkiye'de Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında hiçbir vatandaşımızın kalma ihtimali yok." değerlendirmesini yaptı.

 










© 2017 - ÇSGB | T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Emek Mahallesi 17. Cadde No:13 Pk: 06520 Emek / ANKARA