6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu30.06.2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğegirmiştir.

 

 İşyerlerinde sağlık ve güvenliğin sağlanması çalışmahayatının tüm taraflarının ortak bir sorunudur. Devlet, işçi ve işverenin birertaraf olduğu bu sorunun çözümü için güvenlik kültürünün oluşturulması kamuoyunuderinden sarsan iş kazalarının önlenmesi için birinci önceliğimiz olmalıdır.Mevzuatımıza göre uygulamadaki tüm sorumluluğun işverenlerimize ait olması,çalışanlarının canlarını tüm kazanımlarından önde tutarak bu acı olaylarınönüne geçmede etkin rol oynayacaktır.  İşsağlığı ve güvenliğini bir maliyet olarak değil, işyerlerinin daha huzurlu,çalışanların daha mutlu ve işletmelerinin daha verimli olabilmesi için bir öncelikolarak görülmesi toplumun her kesimi tarafından benimsenmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 49 uncu maddesinde,“Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesiniyükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak ve çalışmayıdesteklemek üzere gerekli tedbirleri alır. Devlet, işçi-işveren ilişkilerindeçalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır.”hükmü bulunmaktadır. Yine, Anayasanın 56 ncı maddesinde de, “Devlet, herkesin hayatını,beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlar; insan ve madde gücündetasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirir.” hükmüvazedilmektedir. Anayasamızda bu maddelerin yer alması çalışma hayatına atılaninsanımızın sağlığı ve güvenliğine verdiği değeri göstermektedir.

 

Ülkemiz Avrupa Birliğine tam üyelik için 3 Ekim 2005tarihinde müzakerelere başlamıştır. Bu nedenle, gerek AB iş sağlığı vegüvenliği mevzuatına uyum çalışmaları gerekse onaylanan uluslararasısözleşmelerin gereklerini yerine getirme çabaları ülkemizde iş sağlığı vegüvenliğini düzenleyen daha kapsamlı bir yasanın hazırlanmasını zorunlukılmıştır. 

 

Avrupa Birliğinin 1989 yılında kabul ettiği ve sınırlıistisnası dışında bütün çalışanları kapsayan 89/391 EEC çerçeve Direktifiyayımlanmıştır. Söz konusu Direktif, hem kamu ve hem de özel sektör bütünfaaliyet alanlarına (sanayi, tarım, ticaret, idari işler, hizmet, eğitim,kültür, eğlence vb.) uygulanmaktadır. Direktif, kendi adına çalışanlar, evhizmetleri, silahlı kuvvetler veya polis gibi belirli özel kamu hizmetleri vedirektifin hükümleri ile kaçınılmaz bir şekilde çatışan sivil koruma hizmetlerialanlarında uygulanmamaktadır.

 

Uluslararası Çalışma Örgütünün ülkemizce onaylanan 155sayılı sözleşmesinde, sözleşmenin bütün ekonomik faaliyet kollarınauygulanacağı, ekonomik faaliyet kolları teriminin, kamu hizmetleri de dahilolmak üzere çalışanların bulunduğu bütün kolları kapsadığı, çalışanlarteriminin, kamu çalışanları da dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerikapsadığı belirtilmektedir. 161 sayılı sözleşmesinde ise, bütün ekonomikfaaliyet dallarında ve tüm işletmelerde, kamu sektörü ve üretim kooperatifleriüyelerini de kapsayacak şekilde, tüm çalışanlar için, iş sağlığı hizmetlerininsürekli bir şekilde geliştirilmesinin üstlenilmesi gerektiği hususuvurgulanmaktadır.

 

Bu güne kadar uygulamada geçerli olan kuralcı yaklaşımdanziyade iyileştirici ve geliştirici bir yaklaşımın benimsenmesi; mevzuatınuyulması gereken bir zorunluluk olarak algılanması yerine, sağlık vegüvenliğimizi destekleyici bir araç olarak görülmesi durumunda iş sağlığı vegüvenliğinde gelişme sağlanabileceği açıktır. Ayrıca mevzuatın gereklerinin yerinegetirilmesi için mutlaka mevzuat dışı araçların da kullanılması, konunun tüm sosyal taraflar ve diğer paydaşlartarafından desteklenen bir ülke politikası olarak ele alınması gerekmektedir.

Çalışma hayatını yakından etkileyen ekonomik, sosyal vesiyasal koşullar, Türkiye Cumhuriyeti’nin iş hukuku alanındaki seksen yıllıkbirikimi, uygulamada karşılaşılan sorunlar, koruyucu ve önleyicihizmetlerden bütün çalışanların yararlanmasını sağlamak, uygulamalara kaliteyönetim sistemi benzeri sürekli iyileştirme felsefesinin yerleştirilmesi ve Avrupa Birliği ile UluslararasıÇalışma Örgütü normlarına uyum sağlama zorunluluğundan dolayı, mevcut İşKanunundan bağımsız, çalışanların tümünü kapsayan, önleyici ve koruyucutedbirleri içeren ve gelişmiş ülke örneklerindeki mevzuat metinleriyle uyumluİş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun hayata geçirilmiş olması büyük önem arzetmektedir.

 

Yukarıda sayılanlar ve ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliğikoşullarının iyileştirilmesi ve bir güvenlik kültürünün oluşturulması adına mevzuatçalışmalarının gerçekleştirilmesi Bakanlığımızın en önemli görevleri arasındaolması nedeniyle müstakil bir kanun hazırlanması için çalışmalara başlanmış vebu bağlamda Bakanlığımızın 2006 yılından itibaren çalışmalarını sürdürdüğü İşSağlığı ve Güvenliği Kanunu 20.06.2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu 121.Birleşiminde onaylanmıştır. Bu Kanunun temel anlayışı olan önleyici yaklaşımile tüm işyerleri için risk değerlendirmesinin yapılması ve çalışma ortamı ileilgili faktörlerin etkilerini kapsayan genel bir önleme politikasıgeliştirilmesi sağlanmaktadır.

Kanun İçin Tıklayın.