Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

1949 yılında kuruluşuyla birlikte ülkemizin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin (AK) ana amacı, kişi özgürlüğü, siyasal özgürlük ve hukukun üstünlüğüne bağlı olarak bu amacı paylaşan üyeler arasında, hukuki bütünleşmeyi sağlamaktır.

Konsey birçok sözleşme ve tavsiye kararı kabul etmiştir. Bu sözleşmelerden en önemlisi İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme ya da daha çok bilinen ismiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir (AİHS). AİHS, 4 Kasım 1950 tarihinde aralarında Türkiye'nin de bulunduğu on beş ülke tarafından Roma'da imzalanmıştır. Sözleşme 03.09.1953 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Türkiye tarafından 18.05.1954 tarihinde onaylanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerde insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan uluslararası bir antlaşmadır.

Sözleşme ile güvence altına alınan hakların uygulanmasını denetleyecek iki ayrı bağımsız organ kurulmuştur: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (1954) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (1959).

Konseye üye ülke sayısındaki artışa paralel olarak, AİHS denetim mekanizmasının günün koşullarına uygun duruma getirilmesi amacıyla 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren Ek-11 numaralı protokol ile yarı zamanlı olarak çalışan Mahkeme ve Komisyonun yerine Avrupa Konseyi'nin bir organı olarak tek ve tam zamanlı çalışan yeni bir Mahkeme Strazburg'da kurulmuştur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Konseye üye devletlerin sayısına (bugün üye devletlerin sayısı kırk altıdır) eşit sayıda hakimden oluşmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) üç önemli görevi vardır;

Bunlardan ilki "yargı", ikincisi "danışma" ve üçüncüsü de "düzenleme" görevidir.

Yargısal görev olarak, kendisine gösterilmiş olan sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları, zorunlu ve kesin olarak karara bağlamaktır.

Diğer bir görevi de Bakanlar Komitesi'nin istemi üzerine, Sözleşmenin ve Ek Protokollerin yorumu ili ilgili hukuksal sorunlar konusunda danışma niteliğinde görüş bildirmektir.

İnsan Haklarının korunmasında ilk başvuru yeri olan AİHM, soruşturma, inceleme ve karar organı haline gelmiştir. AİHM, bu görevlerini yerine getirirken, alanında uzman bazı kişi, kurum ve kuruluşlardan bilirkişi olarak faydalanabilmektedir. AK'ye üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan Bakanlar Komitesi ise, AİHM'ce verilen kararların infazını denetler. AİHM, önüne getirilen uyuşmazlıkları kesin olarak karara bağlayan bir yargı organı niteliğindedir. Davalı devletin AİHM kararlarına uyması zorunludur. AİHM kararı ile sadece Sözleşme'nin çiğnenip çiğnenmediğini saptamakla kalmaz, gereken durumlarda davalı devleti tazminata da mahkum etmektedir.

35. madde:Kabul edilebilirlik koşulları

1. Uluslararası Hukukun genel olarak kabul edilen prensiplerine göre, ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin kararın öğrenilmesinden itibaren altı aylık süre içinde AİHM'ye başvurulabilir.

2. AİHM, 34. madde uyarınca sunulan herhangi bir kişisel başvuruyu aşağıdaki hallerde kabul etmez:

a) Başvuru imzasız ise veya;

b) Başvuru AİHM tarafından daha önce incelenmiş veya uluslararası diğer bir soruşturma veya yargı merciine yapılmış başka bir başvurunun konusuyla esas itibariyle aynı ise ve yeni olaylar içermiyorsa.

3. AİHM, 34. madde uyarınca yapılan herhangi bir kişisel başvuruyu, işbu Sözleşme ve ek Protokollerinde güvenceye alınmamış bir hakka ilişkin, açıkça dayanaktan yoksun veya başvuru hakkının suiistimali mahiyetinde gördüğü takdirde, kabul edilemez bulur.

4. AİHM, işbu maddeye göre kabul edilemez bulduğu her başvuruyu reddeder. Başvurunun her aşamasında bu karar verilebilir.

AİHM'ye Başvurunun Kabul Edilebilirlik Koşulları

AİHM'nin ilk görevi, kendisine verilmiş olan dilekçenin kabul edilebilirliği konusunu karara bağlamaktır. Dilekçenin kabul edilebilmesi ve esastan incelenebilmesi için, bazı koşulların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu koşullar şöyle sıralanabilir:

 Başvuru yapılmadan önce, hakkında başvuru yapılacak ülkedeki iç hukuk yolları tüketilmiş olmalıdır.

2- İç hukuk yolları tüketildikten sonra gerek yargısal gerekse idari kararın ilgililere bildirilmesinden itibaren 6 ay içinde AİHM'ne başvurulmalıdır. Bu süre kararın tebliğinden değil, öğrenilmesinden itibaren başlamaktadır.

3- Başvuruda bulunanın kimliği belli ve dilekçe bizzat ilgili veya vekili tarafından imzalanmış olmalıdır.

4- Başvuru, daha önce AİHM'nce incelenmiş bir başvurunun aynısı olmamalıdır.

5- Aynı konuda daha önce başka bir uluslararası kuruluşa başvurulmamış olmalıdır.

6- Başvuru, sözleşme ile bağdaşır ve sözleşme ile güvence altına alınan bir konuda olmalıdır.

7- Başvuru, açıkça temelden yoksun olmamalıdır.

8- Başvuru hakkının kötüye kullanılmaması gerekir.

Bir başvuru mahkeme heyeti tarafından kabul edilir bulunduğunda, mahkeme iki tarafı dostane bir çözüm için teşvik etmeye çalışır. Tarafların dostane bir çözüme ulaşamamaları halinde duruşma başlar. Mahkeme yedi hakim ile toplanır, istisnai durumlarda ise 17 hakimden oluşan "Büyük Mahkeme" kurulur.


Mahkeme, kural olarak yargılamasını aleni olarak yapar ve kesinleşen kararı yayınlanır (md.44/3). Karar, bir üst mahkeme veya temyiz mahkemesine götürülemez. Mahkeme kararları ilgili devlet için bağlayıcıdır. Mahkeme, ilgili devleti, davacıya tazminat ödemekle ve mahkeme tarafından tespit edilen ihlaller ve benzerlerini bir daha işlememekle yükümlü kılar. Mahkeme'nin resmi dili, İngilizce ve Fransızca'dır (İç T. md.34/1). Başvurular bu dillerde veya Sözleşmeye taraf ülkelerden birinin resmi dili ile yapılabilir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Başvuru Koşulları

Taraf devletler, yasal yetkileri altına bulunan her şahsın, cinsiyet, ırk, milliyet ve kökenine bakılmaksızın AİHS ile koruma altına alınan insan hakları ve özgürlüklerden yararlanmasını sağlamakla yükümlüdürler.

Sözleşme ve sözleşmeye ek protokoller şu hakları güvence altına alır:

  Bireyin yaşama, özgürlük ve güvenlik hakkı;

  Hukuk ve ceza işlerinde adil yargı hakkı;

  Seçme ve seçilme hakkı;

  Özel ve aile yaşamına saygı hakkı;

  Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü;

  Medya dahil ifade özgürlüğü hakkı;

  Mülkiyet hakkı.


İşkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezayı; Ölüm cezasını; Sözleşmenin güvence altına aldığı hak ve özgürlüklerin kullanımında  ayırımcılık yapılmasını; Devletin kendi vatandaşını sınır dışı etmesini veya ülkeye girişinin engellemesini; Yabancıların toplu halde sınır dışı edilmesini yasaklamıştır.

Her üye ülke, yasal etkisi altında bulunan her bireyin bu haklardan yararlanmasını sağlamalıdır.


Her birey, bazı koşullara bağlı olmak üzere AİHM'e başvurabilir. Devletler de diğer devletler aleyhinde dava açabilir. Sözleşme, tanınan hak ve yetkilerin üye devletlerden birinin uygulamasından zarar gördüğünü iddia eden her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş ve her insan topluluğunun Mahkeme'ye başvurabileceğini öngörmüştür (md.34). Her üye devletin de başvurucu olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır (md.33).

Tüm gerçek kişiler Mahkeme'ye başvurabilir. Kamu tüzel kişilerinin ve kuruluşlarının Mahkeme'ye başvurma yetkileri yoktur. Tüzel kişiliği olmayan kişi toplulukları ise ancak iki koşuldan birinin sağlanması durumunda başvurucu olabilirler. Topluluğu oluşturan kişilerin başvuruyu birlikte imzalamaları veya topluluk adına başvurucuya temsil yetkisini vermeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki başvurucunun çıkarının kişisel, doğrudan ve güncel olması da gerekir.


Mahkeme kararları bütün taraf ülkeler için bağlayıcıdır. Merkezi Strasbourg'da bulunan Mahkeme, başvuru aşamasından karar alınmasına kadar davanın bütün aşamalarını yürütür.


Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi tarafından seçilen hakimler tamamen bağımsızdırlar. Mahkemeye yapılan başvurular, kabul edilirliklerine karar verilmesi için öncelikle üç kişilik bir hakim heyeti tarafından incelenir.


Bir davanın kabul edilebilmesi için; şikâyetçi, aleyhine dava açtığı ülkede bütün hukuki yolları tükettiğini ispatlamalıdır. Başvuru, dava edilen ülke mahkemelerinin ya da yetkili organlarının nihai kararından sonraki ilk altı ay içerisinde yapılmalıdır.

Şahıslar adı geçen Mahkemeye, sözleşmede yer alan bedeni cezalar, akıl hastalarını hapsetme, mahkûm hakları, askeri ve meslek disiplini, dava muamelelerinin uzunluğu ve geçerliliği, telefon bağlantısı, basın özgürlüğü, çocukların gözaltına alınması, aile bütünlüğü ve yerinden-yurdundan edinme ile ilgili sorunlar gibi geniş bir çerçevede başvurabilirler .

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurabilmek için bazı hususların mutlaka yerine getirilmesi lazımdır. Bunların en önemlileri:

  İç hukuk yollarının tüketilmesi. Bundan amaç şikâyet olunan husus hakkında ilgili mahkemeye başvurmuş olmak ve temyiz süresinin tamamlanmış olmasıdır.

  Konu hakkındaki dilekçe Türkçe olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gönderilebilir. Ancak bu dilekçenin bir hukukçu tarafından yazılması tercih edilmelidir.

  İnsan Hakları ihlalinin, mutlaka Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde belirtilen bireysel hak ve özgürlüklerden birinin veya birkaçının ihlali olması gerektiği unutulmamalıdır. Başvuru sahibinin doğrudan ve kişisel olarak ihlalden etkilenmiş olması gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin en önemli özelliği, kapsadığı hakların korunmasını sağlamak amacıyla getirdiği denetim mekanizmasında kendini göstermektedir.

Sözleşme, bireyi uluslararası hukukta hak sahibi yapmıştır. Hukuk tekniği açısından uluslararası bir antlaşma olup, uluslararası hukukta yeni gelişmelere neden olmuş, sözleşmeye taraf devletlerin, eylem ve işlemleri nedeniyle, Sözleşmede güvenceye alınan hakları çiğnenen kişilerin, bu devlete karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM)'ne başvurabilme yolunu açmıştır.

Sözleşme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin korunmasından her Sözleşmeci devlet tek tek sorumlu tutulmuştur. Her sözleşmeci devlet, diğer sözleşmeci devletlerin sözleşmeye saygılı olup olmadıklarını denetlemekle de yükümlüdür.

Sözleşmenin sağladığı güvence ikincildir. Sözleşmenin benimsendiği düzende, insan haklarının iç hukukça korunması asıldır. Uluslararası koruma ikincil niteliktedir. Bu nedenle şikayetçi bireyin yakındığı devletin iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir. Ancak, bundan sonra devreye girecek sözleşme organları; sözleşme ile güvence altına alınan bir hakkın, ulusal mahkemeden çıkan bir kararla zedelenmesi durumunda devreye girmekte, sözleşme kurallarının çiğnenip çiğnenmediğini saptamaktadır.

Sözleşme ile sağlanan haklardan yabancılar da yararlanmaktadır. Sözleşmeci devlet sözleşme kurallarını sadece vatandaşlarına değil, yetki alanında bulunan bütün herkese, yerli yabancı ayrımı yapmaksızın tanımak zorundadır.

Şikayet mektubu veya başvuru formu aşağıdaki adrese gönderilmelidir:

The Registrar
European Court of Human Rights
Council of Europe
F-67075 Strasbourg Cedex

Dava için AİHM'e ücret veya harç ödenmemektedir.