Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü istismarcılara fırsat vermeden dostluk, sevgi ve barış içerisinde kutlamasının büyük önem arz ettiğini belirtti.

Çelik, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, bugünün emeğin, alın terinin, dayanışmanın, kaynaşmanın, kucaklaşmanın, günü; yüzyıllar süren ve birçok acılara göğüs geren hak arama mücadelesinin sembolü olduğunu ifade etti.

1 Mayıs'ın dünyanın dört bir yanındaki emekçileri aynı duygular etrafında buluşturan, aynı acıların aynı sevinçlerin etrafından kenetleyen ortak dilin adı olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

''Ne yazık ki dünyanın bugün ulaştığı gelişmişlik düzeyinin mimarı olan insan, çoğu zaman adeta ruhsuz bir makineye eşdeğer görülmüştür. 'Ne pahasına olursa olsun kalkınma ve kazanma' anlayışları, emeğin ve alın terinin sömürülmesi sonucunu doğurmuştur.'' 

Çelik, bu anlayışların yıllarca üretim yöntemlerinin tek belirleyici unsuru haline geldiğini ifade ederek, bütün bunların neticesinde, çalışma şartlarını daha insani seviyelere çekmek için emeğin dayanışması ve sendikal hareketlerin doğduğunu belirtti.

Demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, her alanda olduğu gibi çalışma hayatında ve endüstriyel ilişkilerde kendini göstermeye başladığını kaydeden Çelik, şunları ifade etti:

''İşte 1 Mayıs, çalışma hayatının daha demokratik bir yapıya kavuşması için verilen mücadelelerin neticesinde, tüm dünyada işçinin, memurun, emeğin ve emekçinin günü olmuştur.

Yıllarca yasaklı kalan 1 Mayıs, gelişen ve değişen Türkiye ile millet iradesinin hakim olmaya başlamasıyla nihayet 1 Mayıs 2009 yılında ilk kez emek ve dayanışma günü olarak tatil edildi. 1 Mayıs'ın prangalardan kurtarılarak resmi tatil ilan edilmesinde, demokrasinin her şeyden üstün tutulması anlayışı vardır. Değişen ve gelişen Türkiye ile birlikte çalışma hayatına da yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelerin temel amacı işçisinden, memurundan, emeklisinden işverenine kadar herkese ve her kesime daha çağdaş bir çalışma hayatı kazandırmaktır. Bu çerçevede ülkemizde, çalışma hayatının yeniden düzenlenmesine ilişkin çok önemli adımlar atılmış ve çok değerli düzenlemeler yapılmıştır.''

-''2821 ve 2822 sayılı yasaları kaldırıyoruz''-

Yapılan çalışmalar çerçevesinde 230 bin işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi ve asgari ücreti uzlaşmaya varılarak imzalandığını hatırlatan Çelik, emeklilerin yıllarca beklediği intibak düzenlemesinin gerçekleştirildiğini, kamu çalışanlarının yıllardın beklediği ve toplu sözleşme hakkı getiren yasanın hayata geçirildiğini bildirdi.

Sağlıkta yeni bir dönem başlatılarak 75 milyon vatandaşı sağlık şemsiyesi altına alan Genel Sağlık Sigortası'nın 1 Ocak 2012'den itibaren devreye sokulduğunu ifade eden Çelik, eczacılarla ortak bir protokol imzalayarak eczacıların sorunlarının çözüme kavuşturulduğunu belirtti.

Antidemokratik dönemlerin ürünü olan 2821 ve 2822 sayılı yasaları kaldırıyor olduklarına işaret eden Çelik, onun yerine örgütlenmenin önünü açan, endüstriyel ilişkileri yeni ve çağdaş bir boyuta taşıyan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı'nın TBMM gündemine taşındığını anlattı.

Bakan Çelik, şöyle devam etti:

''Daha sağlıklı ve daha güvenli bir çalışma ortamı temin etmek için, tüm çalışanlarımızı kapsayan müstakil İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarı'nın görüşmeleri TBMM komisyonlarında başladı. Önümüzdeki dönemlerde de diyalog ve işbirliği içerisinde çalışma hayatının diğer sorunlarının çözümü için gerekli adımlar hızla atılmaya devam edecektir. 

Çalışanlarımızın, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü istismarcılara fırsat vermeden dostluk, sevgi ve barış içerisinde kutlaması büyük önem arz etmektedir.

Bu düşüncelerle 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün barış ve güven içinde kutlanmasını diler, tüm çalışanlarımızı sevgi ve saygıyla selamlarım.''